hamd alemlerin Rabbi Allah’a, salat ve selam gönderilmiş bütün Nebilere olsun. Bundan sonra;
Osman’ı kuşatma altına alıp evini çevreledikten sonra Mushaf önünde bulunduğu halde katlettiler. Hasan Basri’ye ki kendisi tabii’nin büyüklerinden olduğundan o dönemi yaşamıştı- “Osman’ı öldürenler arasında Muhacir ya da Ensar’dan hiç kimse var mıydı?” diye sorulmuş o da “Onlar Mısırlılardan gaddar kimselerdi” demiştir. (Târîhu Halife, s.176; Sahih bir isnadla)
Fakat önde gelenleri belliydi: Kinâne b. Bişr, Rûman el-Yemânî, Cebele denilen biri, Sevdân b. Humrân, Sedûsoğullarından ”Kara Ölüm” lakaplı bir adam ve Mâlik b. El-Eşter en-Nehâ’i.
İsimleri sayılan bu kimseler Osman radıyallahu anh üzerinde koparılan fitne fırtınasının liderleriydiler.
‘Amra bnt. Artaa’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Osman’ın katledildiği yıl Aişe ile birlikte Mekke’ye gittim. Medine’ye uğradık. Katledildiğinde kucağında bulunan mushafı gördüm. Kanından damlayan ilk damla şu ayetin baş tarafına düşmüştü: “Eğer onlar da sizin inandığınız gibi inanırlarsa doğru yolu bulmuş olurlar; dönerlerse mutlaka anlaşmazlık içine düşmüş olurlar. Onlara karşı Allah sana yeter. O işitendir, bilendir.” (Bakara/137) Amra “Onlardan hiçbirisi düzgün bir biçimde ölmedi.” demiştir. (Ahmed ‘Fadaîlu’s-Sahabe’ (1/501,No:817) İsnadı sahihtir.)
Rivayete göre Muhammed b. Sirin şöyle demiştir: Kabe’yi tavaf ederken baktım ki bir adam “Allah’ım affedeceğini zannetmiyorum; ama bana mağfiret et!” diyordu. Hayret ettim. “Ey Allah’ın kulu, senin gibi söyleyen bir başkasını işitmedim.” dedim. Adam “Osman’a karşı bana imkan verirsen, şamarı indireceğim, diye söz vermiştim. Öldürülüp de yatağına konulduğunda insanlar evine gelip salavat getiriyorlardı. Ben de salavat getirecekmiş gibi görünerek girdim. Evde hiç kimsenin bulunmadığını görünce Osman’ın yüzünü açtım ve ölü olduğu halde şamarı indirdim. O anda elim kuruyuverdi.” dedi. İbn Sirin “Gerçekten elinin bir odun parçası gibi kurumuş olduğunu gördüm.” dedi. (el-Bidaye ve’n Nihaye; (7/200). İsa b. Minhal dışındaki ricali sikadır. İsa b. Minhal’i İbn Hibban, es-Sikat’ta zikretmiştir. İbn Ebi Hatim de el-Cerh ve’t Ta’dil, (6/288)’de zikretmiş ve sükut etmiştir. Buhari de et-Tarihu’l-Kebir, (6/399)’da zikretmiştir ve sükut etmiştir.)
İbni Teymiyye rahimehullah’ın aktardığına göre o şöyle demiştir; Rafizi şöyle diyor: “Osman caiz olmayan birçok işler yapmıştır. Bundan dolayı da bütün Müslümanlar O’na karşı gelmişlerdir. Hatta bütün Müslümanlar öldürülmesinde bir olmuşlardır.”
Ey Rafizi! Bu da cahilliliğinin eserinden ve iftiralardındandır. Çünkü Osman radıyallahu anh’ın hilafetinde iki kişi bile ihtilafa düşmemiş, hatta bir kişi dahi biattan geri kalmamıştır. Halbuki başkasının biatına insanların bir bölümü iştirak etmemiştir. Şu halde Osman radıyallahu anh’ın ölümü üzerinde ittifat edenler kimlerdir? Bunlar şer ve zulüm ehlinden başka bir gürh mudur? İlk Müslümanlardan hiç kimse Onun ölüm hâdisesine iştirak etmemiştir. Kaldı ki, Ali radıyallahu anh ile harp edenler ve onu kabul etmeyenler kat kattır. Hatta askerlerden binlerce kişi O’nu tekfir etmişler ve o’na karşı gelmişlerdir. Sonunda da halasının oğlu Osman’ın öldürüldüğü gibi O’da öldürüldü. Allah azze ve celle onları katledenleri katletti.
Rafizilerin sahabe hakkında delil olarak getirdiği rivayetler uydurmadır. Ve aslı ve astarı olmayıp rafazilerin hezeyanlarıdır. Rafaziler sahabe’nin çoğunlu hakkında da bu gibi iftiralar etmişlerdir.
Aşağıdaki yazı bir arkadaşın internette sahabeye hakaret eden bir rafazi’nin düzenlediği yazıyı alıp paylaştığını gördük. Bu arkadaş eğer rafazi değilse tövbe edip bu görüşlerinden vazgeçmesi lazım. Zaten rafazi ise Allah azze ve celle intikam sahibidir ve kendisinden razı olduğu sahabeye hakaret edip tekfir ettiklerinden dolayı onlardan da intikamını alacaktır.
“İbn Asakir’den rivayet olunduğuna göre Kinane b. Bişr, Osman radıyallahu anh’ın alnına demir bir çubukla vurmuş, Osman radıyallahu anh yüz üstü yere düşmüş, Suvdan b. Himran el-Muradî de bundan sonra gelip onu öldürmüştü. Amr b. Hamka gelince o da Osman radıyallahu anh ‘ın üzerine atılmış, göğsü üzerine oturmuştu. O esnada Osman radıyallahu anh, son nefesini vermekteydi. Amr, ona dokuz darbe vurup: “Bu darbelerin üçü Allah için, altısı da kalbimde ona beslediğim kin içindir.” demişti. (İbni Kesîr El Bidaye ve’n nihaye, Cilt 7, Bölüm 7)
Amr bin hamk el huzai kimdir:
Bu senede Amr b. Hamk b. Kahin el-Huzaî vefat etti. Bu zat, Mekke fethinden önce Müslüman olmuş ve hicret etmişti. Başka bir rivayette anlatıldığına göre o, Veda haca senesinde Müslüman olmuştur. Bir hadiste varid olduğuna göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Allah azze ve celle’nin onu gençliğinden yararlanma mazhariyetine nail kılması için dua etmiştir, o da seksen sene yaşamış ve ömründe sakalında bir tek beyaz kıl görülmemişti. Buna rağmen o, Osman radıyallahu anh’a hücum eden dört kişiden biriydi.
(İbn Kesîr, El Bıdaye Ve’n-Nihaye, Çağrı Yayınları: 8/85-86)
Amr bin humk el huzai, Mekkenin fethinden önce müslüman olan ve hicret eden aynı zamanda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hayır duada bulunduğu bir sahabedir.
Görüyoruz ki Amr bin Hamk’ta bir sahabe hatta seçkin bir sahabe ve görüyoruz ki Amr bin Hamk’a Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in duasına mazhar olmuş bir sahabe. Bütün bunları bir araya toparlayıp, Ehl-i Sünnet inancında olan birisinin Amr bin Hamkı lanetlememesi, kınamaması, kafir dememesi gerekir. Sonuçta o da bir sahabe ve anlaşılan seçkin bir sahabe. Ve agac altında biad edenlerden Hz ebu bekirin oğlu dahir Saldıranların içinde vardı.””
İbni Asakir ve İbni Kesir’den gelen bu rivayetler ile ilgili, İbni kesir bu rivayetlerin münker, garip ve zayıf olduğunu söylemiştir. Bu gibi tarih kitaplarında geçen rivayetleri hadis ehlinin süzgeçinden cerhinden geçirmeden Müslümanların direk onu alıp kabul etmesi caiz değildir, haramdır. Çünkü rafaziler sahabeye, tabiine ve alimler hakkında Yahudilerden daha beter bir şekilde iftira etmişlerdir. İmam Şafi rahimehullah der ki; Rafaziler yahudilerden daha yalancı ve daha kötüdürler. Bu asırda da rafaziler Müslümanlara ve tevhid ehline ummadık iftiralar atmaktadırlar. Allah Subhanehu ve Teala bizleri onların şerrinden korusun.
