Hamd alemlerin Rabbi Allah’a salat ve selam gönderilmiş bütün Nebilere olsun, bundan sonra;
Nifak dışa İslâmî ve hayrı vurmak, içeride de küfür ve şerri gizlemek demektir. Ona bu adın veriliş sebebi şerîate bir kapıdan girerken, bir diğer kapıdan çıkmasıdır. Allah azze ve celle şu buyruğunda onları, aynı zamanda fasıkları olarak -ki şerîatin dışına çıkanlar demektir- nitelerken dikkatleri buna çekmektedir:
“Şüphesiz münafıklar fâsıkların ta kendileridir.” (Tevbe/67)
Allah azze ve celle münafıkları kâfirlerden daha şerli olarak değerlendirmiştir:
“Şüphesiz münafıklar cehennemin en aşağı tabakasındadırlar.” (Nisâ/145)
Ve şöyle buyurur: “Doğrusu münafıklar Allah’ı aldatmak isterler. Halbuki O, hilelerini başlarına geçirir.” (Nisâ/142)
“Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar ama kendilerinden başkasını aldatamazlar da yine farkına varmazlar. Kalplerinde hastalık vardır onların. Allah da hastalıklarını arttırdı. Yalan söyledikleri için onlara acıklı bir azap da vardır.” (Bakara/9-10)
Münafıklığın Türleri
Münafıklık itikâdî ve amelî münafıklık olmak üzere iki türlüdür:
İtikâdî Münafıklık
Bu kişinin dışa müslüman olduğunu gösterirken içinde küfrü gizlemesi büyük münafıklıktır. Bu tür münafıklık, insanı büsbütün dinden çıkartır. Böyle bir kimse cehennemin en alt derecesindedir.
Bu münafıklık da altı çeşittir:
1- Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i yalanlamak
2- Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in getirdiklerinin bazısını yalanlamak
3- Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e buğzetmek
4- Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in getirdiklerinin bir kısmına buğzetmek
5- Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in dininin gerilemesine sevinmek
6- Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in dininin zafer kazanmasından hoşlanmamak
Amelî Münafıklık
Bundan maksat, kalben küfür olmaksızın münafıklık hasletlerinden birisini işlemektir. Bu, imanın asıl itibariyle kalpte kalması ile birlikte söz konusu olur. Böyle bir amelî münafıklık kişiyi dinden çıkartmaz ama bu kişi büyük bir tehlike ile karşı karşıyadır. Bu durumda olan bir kişi iman ile birlikte, münafıklığın bazı hasletlerini bir arada taşımaktadır.
İtikâdî ve Amelî Münafıklığa Dair Örnekler
İtikâdî Münafıklığa Örnekler
1- Bir kimsenin, “Ben din ile ilgili olarak Rasûlün şu şu hususlara dair vermiş olduğu haberleri tasdik etmiyorum” demesi.
2- Bir kimsenin, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in namaz, oruç, hac yahut malın zekâtını vermek gibi getirdiklerinden herhangi bir şeyden hoşlanmaması.
3- Belirli bir savaşta müslümanların müşriklere karşı yenilgiye uğramasına sevinmek.
4- Müslümanlar müşriklere karşı zafer kazandığında üzülmek.
Amelî Münafıklığa Örnekler
1- Bir kimsenin yerine getirmemeyi niyet ederek bir söz vermesi.
2- İnsanın konuşurken yalan söylemesi.
3- Belli bir emanet ona verilmişken, o emanete hainlik etmesi. Buna delil de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in: “Münafığın alâmeti üçtür: Konuşursa yalan söyler, söz verirse durmaz, ona bir emanet verilirse hainlik eder.” buyruğudur. (Buhari, 33,2682, 2749, 6095; Muslim, 59/107)
Büyük Nifak ile Küçük Nifak Arasındaki Fark
1- Büyük nifak dinden çıkartır ve amellerin boşa çıkmasına neden olur. O halde büyük nifak gerçekte büyük küfür çeşitlerinden birisidir. Küçük nifak ise, (bir amel) riyakârlık ve başkaları tarafından işitilsin diye yapıldığı takdirde kişiyi dinden çıkartmaz.
2- Büyük nifak itikâd bakımından iç ile dış arasında çelişki olmasıdır. Küçük nifak ise itikâdda değil de amellerde iç ile dış arasında bir çelişkidir.
3- Büyük nifak müminden sadır olmaz ama, küçük nifak bazen müminlerde görülebilir.
4- Büyük nifaktan ötürü çoğunlukla kişi tevbe etmez. Tevbe etse dahi hakimin huzurunda tevbesinin kabul edilip edilmeyeceği hakkında görüş ayrılığı vardır. Oysa küçük nifak böyle değildir. Kişi bundan dolayı Allah-u Teâlâ’ya tevbe eder, Allah da onun tevbesini kabul edebilir.
Münafıklığın Fert ve Topluma Etkileri
Münafıklığın genellikle fert ve toplum üzerinde oldukça tehlikeli etkileri vardır. Bunun amelî ya da itikâdî bir münafıklık olması arasında da bir fark yoktur. Bu etkilerin bazıları:
1- Eğer kişinin münafıklığı itikâdî ise İslâmdan çıkar ve cehennem ateşine girer. Bununla birlikte en ağır azap da onun hakkında söz konusu olur. Nitekim Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Şüphesiz münafıklar cehennemin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı bulamazsın.” (Nisâ/145)
2- Kişinin yaptığı iş, eğer imanını eksilten türden amelî münafıklık kabilinden olur ise münafıkların niteliklerinden olan ve niteliklerin en kötüsü olan bir niteliğe sahip olur ve yerilmeyi hak eder.
3- Toplum fertlerinin bazılarının, amelî ya da itikâdî münafıklığın niteliklerine sahip bulunmaları halinde, toplum fertleri arasında düşmanlık, kin ve güvensizlik yaygınlaşır.
4- Toplum fertleri arasında itikâdî münafıkların sayısı çoğaldığı takdirde toplum zayıflar, parçalanır. Etrafını saran tehlikelere karşı direnci ya da düşmanlara karşı durma kudreti azalır. Çünkü itikâdî münafıklar İslam toplumunun en azılı düşmanları olup, topluma karşı bir iç tehlike teşkil ederler. Eğer toplum fertleri arasında amelî münafıklar bulunuyorsa bu da aralarında düşmanlığın ortaya çıkmasına, ilişkilerinin koparılmasına birbirlerine sırtlarını çevirip karşılıklı buğzetmelerine sebep olur. Böylelikle iç cephe birbirini tutmayan ve bir olmayan bir cephe haline gelir.”(Maddetu’l Akide)
