Emrulevvel

"…فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ" İlk Emir الأ مر ألأول Emrul Evvel

Her kim Mekke işgal altındadır savaşıp almak lazım derse o kişi sapık bir haricidir. Hariciler sizler bir halt edemezsiniz ancak ümmetin başına bela olursunuz.

Ebu Bekre babasından şunu aktarmıştır:Nebi sallallahu aleyhi ve sellem devesinin üzerine oturdu, bir kişi de devesinin yularını tutuyordu.

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: “Bu gün hangi gündür?” diye sordu.

Biz bu güne başka bir isim vereceğini zannederek sustuk.

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: “Bu, kurban bayramı günü değil mi?” dedi.

Biz: “Evet” dedik.

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: “Bu ay hangi aydır?” diye sordu.

Biz bu aya başka bir isim vereceğini zannederek sustuk.

Nebi sallalla aleyhi ve sellem: “Bu, Zilhicce ayı değil mi?” dedi.

Biz: “Evet” dedik.

Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz ki bu günü-

nüzün, bu ayınızın, bu beldenizin haram olması gibi, canlarınız mallarınız, ırz ve namuslarınız aranızda haramdır. Burada olan olmayanlara tebliğ etsin. Burada olan, kendisinden daha iyi kavrayacak birine tebliğ etmiş olabilir.”(Buhari.67 sahih)

 Ebu Hureyre radiyallahu anh dedi ki: Allah azze ve celle, Rasulu’ne Mekke fethini nasip edince insanlar arasında ayağa kalktı, Allah’a hamd ve senada bulunduktan sonra şöyle buyurdu: “Allah fili Mekke’den alıkoymakla birlikte ona Rasulu’nü ve mü’minleri musallat kıldı Şüphesiz benden önce hiçbir kimseye helal olmamıştı ve elbette bana da gündüzün kısacık bir anında helal kılındı. Ve şüphesiz benden sonra da kimseye helal olmayacaktır. Bu sebeple bunun av hayvanı ürkütülmez, dikeni koparılmaz, buranın kayıp eşyası (nı almak) ancak ilan edecek kimseye helal olur. Her kimin bir yakını öldürülecek olursa o iki işten hayırlı olan birisini zpmakta serbesttir. Ya fidye alır yahut da (katil) öldürülecektir. ”Bunun üzerine Abbas: Ey Allah’ın Rasulu! İzhir müstesna  Çünkü  biz onu kabirlerimize ve evlerimize koyuyoruz dedi. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de: “İzhir müstesna” buyurdu. Bunun üzerine Yemenlilerden bir adam olan Ebu Şah ayağa kalkarak: Bana (bunu) yazın ey Allah’ın Rasulu dedi. Bu sefer Rasulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ebu Şah yazın” buyurdu.el-Velid dedi ki: Ben Evzai’ye: “Ey Allah’ın Rasulu! Bana yazın, sözü ne demektir, dedim. O: Rasalullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işitmiş olduğu bu hutbedir, dedi.”(Buhari, 2434; Müslim,1355; Ebu Davud, 2017; Tirmizi, 1405; 26667, Nesai 4799İ İbn Mace, 2624; Sahih)

Ebû Şüreyh radiyallahu anh a “Mekke’nin fethedildiği günün ertesi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim ki sözlerini şu iki kulağım duydu, kalbim kavradı, konuştuğunda da şu iki gözüm gördü, Allah’a hamd edip şükrettikten sonra: “Mekke’yi insanlar değil, Allah haram kılmıştır. Allah’a ve âhiret gününe inanan bir kimseye Mekke’de ne kan dökmesi ve ne de bir ağacı kesmesi helâl olur. Eğer bir kimse Rasûlüullah sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’de savaştı diye savaşa ruhsat ararsa o kimseye: “Allah, Rasulune izin vermiş ama size vermemiştir” deyiniz. Bana gündüzden bir müddet izin verdi sonra o günün haramlığı bir önceki gün gibi eski şekline tekrar döndü. Bunu burada bulunan bulunmayana bildirsin “buyurdu.” demiştir.”(Buhari, 104; sahih)

Ebu Şureyh el-Adevi’den rivayet ettiğine göre Amr b Said’e Mekke’ye askeri birlikler göndermekte iken dedi ki: Ey emir! Bana izin ver de sana Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Mekke’nin fethedildiğ: günün ertesinde kalkıp söylemiş olduğu ve söylerken de kulaklarımla işittiğim, kalbimle bellediğim, gözlerimin de gördüğü sözleri sana anlatayım. O önce Allah’a hamd ve sena ettikten sonra şöyle buyurdu: Şüphesiz Mekke’yi haram kılan Allah’tır. Onu insanlar “haram kılmadı. Bu sebeple Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kimsenin Mekke’de kan dökmesi yahut bir ağaç kesmesi helal değildir. Eğer herhangi bir kimse Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in o şehirde savaştığını ileri sürüp ruhsatın bulunduğunu söyleyecek olursa siz de ona: Şüphesiz Allah Rasulu’ne izin vermiş ama size izin vermemiştir, deyiniz. Ve esasen bana da bu şehirde ancak günün kısacık bir vaktinde izin vermiştir. Ondan sonra da dünkü hürmeti ne ise bugün de o hürmetini geri kazanmıştır. Hazır bulunan burada olmayana tebliğ etsin. ” Bunun üzerine Ebu Şüreyha: Peki Amr sana ne dedi diye sordu. Şu cevabı . erdi: Ey Ebu Şureyh! Ben bunu senden daha iyi biliyorum ama şüphesiz harem bölgesi ne isyankar olan birisini ne de ne idamdan kaçanı ne de herhangi bir hiyanet yapmış olanı korur.”(Buhari, 104; 1832; Müslim, 1354;Tirmizi ,809; Nesai, 2876, Sahih)

İbn Abbas’ radiyallahu anh dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem fetih günü yan Mekke’nin fethedildiği gün şöyle buyurdu: “Hicret yoktur. Fakat cihad etmek ve niyet vardır. Bununla birlikte savaşa çağırıldığınız zaman siz de savaşa gidin.” Yine fetih günü yani Mekke fethedildiği gün şöyle buyurc. “Şüphesiz bu şehri Allah gökleri ve yeri yarattığı gün haram kılmıştır. sebeple Allah’ın haram kılması ile kıyamet gününe kadar haramdır. Bu şehirde benden önce hiçbir kimseye savaş helal olmadığı gibi bana da ancak günün kısacık bir vaktinde helal kılınmıştır. Bu sebeple o kıyamet gününe kadar Allah’ın haram kılması ile haramdır. Bu beldenin dikeni kopanlmz Av hayvanı ürkütülmez. Onu tanıtmak maksadıyla alan kimseden başka için de kayıp eşyası alınmaz ve yaş otu da kesilmez. ” Bunun üzerine Abbas radıyallhu anh: Ey Allah’ın Rasulu! İzhir müstesna. Çünkü o demircilere ve evlerine lazımdır deyince Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve selleml “İzhir müstesna” buyurdu.”(Buhari 1834; Müslim, 1353; Ebu Davud, 2017; Tirmizi, 1590;  Nesai, 2874; Sahih)

“Bu sebeple bu şehir kıyamet gününe kadar Allah’ın haram kılması ile haramdır… Bana da ancak günün bir saatinde savaş (kıt haram kılındı…” Bir rivayette ise  kıtal yerine “katl” lafzı yer almaktadır. Bir başka rivayette de.  şöyle denilmektedir: “Allah’a ve ahiret gününe iman eder, bir kimsenin burada kan dökmesi bir ağacı kesmesi ona helal olmaz. Eğer herhangi bir kimse RasaluIIah sallallahu aleyhi ve seilem’in bu şehirde savaş yaptığını ileri sürerek ruhsat bulunduğunu söyleyecek olursa ona şöyle deyiniz: Muhakkak Allah, Rasulu’ne izin vermiştir ama size izin vermemiştir. Bana da ancak bir gündüzün kısacık bir anında izin vermiştir ve artık bugünde hürmeti dünkü hürmetine dönmüş bulunmaktadır. Hazır bulunan da bulunmayana tebliğ etsin. ”

Paylaşmak için tıklayın

Bir yanıt yazın

error: Content is protected !!