Emrulevvel

"…فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ" İlk Emir الأ مر ألأول Emrul Evvel

Hamd alemlerin rabbi Allah’a, salat ve selam  gönderilmiş bütün  nebilere olsun. Bundan sonra;

Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh’dan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın  şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.” (İbn Mace, 2340; Musnet, 2719; Muvatta; Sahih)

Ebû Sırma radiyallahu anh’dan Rasulullah’sallallahu aleyhi ve sellem’ın şöyle buyurduğunu rivayet eder:”Kim zarar verirse, Allah da ona zarar verir. Kim zorluk çıkarıp zahmet verirse, Allah da ona zorluk çıkarır.” (Davud 3635 Tirmizi 1940 ve İbn Mace 4342 Hasen)

Bu hadis dinin temel esaslarından iki  esasa delalet etmektedir. Birinci esas iyilik yada kötülüğün karşılığı kendi cinsindendir.Bu Arapçada bir esas olarak şöyle zikredilir.

الجزاء من جنس العمل İnsanların başına gelen zalim idareciler ve saptırıcı alimlerin başa gelme sebebi o insanların kötü olmasındandır. çünkü insanlarda hem cahil ve hemde ilimsiz olması sebebiyledır. Müslüman önce kendi nefsini kınaması gerekir insanların başına gelen kendi eliyle yaptıklarındandır. Bu arapcada bir bir kaidedır (el-cezau min cinsi’l a mel)

Bu iki kelime -yani “darar(الضرر)  ve “dırâr(اللضرار) kelimeleri arasında fark olup olmadığı konusunda ihtilâf edilmiştir. Bir kesim, ikisinin de aynı anlamda olduğunu, birinde daha güçlü bir anlam bulun-duğunu söylemiştir. Meşhur olan görüş ise, bu ikisinin arasında farkın bulunduğudur. Denilmiştir ki: “Darar” kelimesi isimdir, “dırâr” ise fiildir. Buna göre mâna şöyle olur: Zararın kendisi dinen yasaklanmıştır, haksız yere bir yere zarar vermek de aynı şekilde yasaktır.

Diğer bir görüşe göre denilmiştir ki: “Darar”, kişinin kendisinin yararlanması suretiyle başka birine zarar vermektir. “Dırâr” ise kendisine hiçbir yararı dokunmaksızın başka birine zarar vermektir. Kendisine zararı olmayan bir konuda başkasına engel olarak engellediği şey ile ona zarar vermek gibi. Âlimlerin bir kesimi bu görüşü tercih etmiştir. Bunlar arasında İbn Abdülber ve İbn Salâh vardır.

Başka bir görüşe göre, “darar”, kendisine zarar vermeyen birine zarar vermek, “dırâr” ise kendisine zarar veren birine caiz olmayan bir yolla zarar vermektir.

Her halükârda Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem haksız yere zarar vermeyi ve zarara zararla karşılık vermeyi yasaklamıştır.

Allah’ın sınırlarını aşan kişiye işlediği suç oranında ceza vermek yahut birine zulmetmiş kişiye mazlumun adalet ölçüsünde karşılık vermesi gibi nedenlere dayanan zararlar, kesinlikle bu hadis-i şerifte kastedilen husus değildir. Hadis-i şerifte kastedilen zarar, haksız yere birine zarar verme hususudur. Bu da iki çeşittir:

Birincisi. Zararın, sırf başkasına zarar vermeye yönelik bir ga¬raza dayanmış olması. Bu tür zarar vermenin çirkinliğinde ve haramlığında hiçbir tereddüt yoktur. Allah Azze ve Celle’ye hamd,Rasulullah sallahu aleyhi ve sellem’e ,O’nun ailesine ve ashabına salat ve selam olsun.

Paylaşmak için tıklayın

Bir yanıt yazın

error: Content is protected !!