“Ey İnsanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evladı, ne evladın babası namına bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allah’ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmazsın ve şeytan, Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.”(Lokman/33)
“Allah onlar için çok şiddetli bir azap hazırlamıştır. Ey iman etmiş akıl sahipleri, O halde Allah’tan sakının. Gerçek şu ki Allah size bir zikir indirmiştir.”(Talak/10)
Ebû Zer ve Muâz b. Cebel radiyallahu.anh Rasulullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu rivayet eder:”Nerede olursan ol, Allah’tan sakın. Her kötülüğün ardından, onu silecek bir iyilik yap. İnsanlarla güzel ahlak ile geçinmeye bak.”(Muslim.1995.Tirmizi.1987.Ebu Davut.2815 Nesai.sahih)
Sakınmak haricilerin sakınması rafazi ve cehmiye batiniye fırkası ve diğer sapık fırkaların sakınması gibi olmamalı Allah azze ve cellenin emrettiği ve yasak ettiği sınırlarla olmalıdır böyla olmadığı taktirde ilimsiz bir sakınma olmuştur bu sakınma sahibini cennete sokmaz sakınmak ve korkmak Allah azzeve cellenin şeriatı ile sınırlı olmalıdır
İlim diye sarılan şüpheler vahiyle çelışen evham ilim değıldır
Resûlullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem “Nerede olursan ol Allah’tan sakın…” sözünden maksat; gizli açık her yerde, insanların gözü önünde ve onların gözlerinden uzakta kaldığında, yani hiçbir halde takvadan ayrılmamaktır.
Bu vasiyet çok büyük ve önemli bir vasiyet olup Allah subhanehu ne hakkı ile birlikte kul hakkını da ihtiva etmesi bakımında oldukça mühimdir. Zira Allah’ın kullar üzerindeki hakkı, gerektiği gibi Allah azze ve celle ‘den sakınmak ve takva sahibi olmaktır. Nitekim takva, hem öncekilere hem sonrakiler dahil bütün iman edenlere Allah azze ve celle tarafından tavsiye edilmiş önemli bir haslettir.
Bu mânada Allah azze ve celle şöyle buyurur: Sizden önce kendilerine Kitap verilenlere ve size Allah’tan sakının diye emrettik.”(Nisa 131) Takvanın dilde asıl olarak, az söz söylemek demek olduğu söylenmiştir. .
Sakınmak dilde.1Çeşitli sebeplerle bir fiili yapmaktan çekinmek, kaçınmak. 2. Gelebilecek, olabilecek bir kötü durum için tedbirli davranmak, gözetmek. 3. Korkmak, çekinmek. Takvanın aslı: Kişinin, kendisi ile korktuğu ve sakındığı şey arasında kendisini koruyacak bir kalkan edinmesidir. Kulun Rabb’ine karşı takvâlı olmasının mânası ise kendisi ile korkup sakındığı Rabb’inin öfkesi, gazabı ve cezası arasında kendisi için bir koruyucu edinmesidir. Bu koruyucu da, Allah tebareke ve Teâlâ’ya ibadet sayılan fiilleri işlemek ve O’na isyan sayılan fiillerden uzak durmaktır.
“Birincisi: “Nerede olursan ol, Allah’tan sakın (takvalı ol)!” tavsiye Takva ve Allah’tan sakınma; haramlardan sakınmak ve emirleri yerine getirtir. Takva; sırf Allah rızası için, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem m sünnetine: uyarak Allah’ın emirlerini uygulamak; yasaklarına riayet etmek ve sınırlarını aşmamak için de Allah’azze ve celle ın haramlarını yapmamaktır.
İkincisi: “Kötülük yaptığında arkasından iyilik yap ki o kötülüğü silip götürsün.” Yani bir kötülük yaptığında ardından bir iyilik yap; çünkü iyilikler kötülükleri siler. Kötülüklerden sonra Allah’a tevbe etmek de kötülükten sonra iyilik yapma kapsamındadır. Çünkü tevbe, en sevaplı ve faziletli iyiliktir. Zira yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Şunu iyi bilin ki Allah tevbe edenleri de, temizlenenleri de sever.” (Bakara/222) “Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” ( Nur /31)
Ayrıca salih ameller de kötülükleri siler. Nitekim Rasulullah salhllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Beş vakit namaz, cuma diğer cumaya kadar, Ramazan diğer Ramazana kadar -büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde- arasında yapılan kötülükler için kefarettir.”(Muslim.233) “Umre, diğer umreye kadarki günahlar için kefarettir.” (Buhari.1773; Muslim.1349;) Demek ki iyilikler, kötülükleri siler.
Üçüncüsü: “İnsanlara güzel ahlakla muamele et.” İlk tavsiye, kişinin Allah Ta’ala muamelesini, üçüncü tavsiye ise kullarla muamelesini anlatmaktadır, insanlara, onların övecekleri ve yermeyecekleri şekilde güzel davranmayı kastetmektedir ki bu da güler yüzlü, doğru sözlü, hoş hitaplı . güzel davranışlarla olur.”(Şerh İbn Useymin)
“Huzuruna toplanacağınız Allah’tan sakının.”(Maide 96)
“Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın. Allah’tan sakının, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”(Haşr/18)
Yukarıdaki âyetlerde olduğu gibi, takva kelimesi Allah azzeve calle’nın ismi ile birlikte “Allah’tan sakının” şeklinde zikredilirse bunun mânası; Allah’ın öfkesinden ve gazabından sakının demektir. Aslında insanın sakınması gereken en büyük korku da budur. Çünkü Allah Allah azze ve celle’nın gerek dünyada gerek âhirette verdiği cezaların temelinde O’nun öfkesi ve gazabı bulunur.
“Ey iman edenler!” Emir ve yasakları hususunda farzlarını eda etmek ve mahiyetlerinden kaçınmakta “Allah’tan sakının. Herkes yarın” Kıyamet günü “İçin ne hazırladığına bir baksın.”Araplar gelecekten “yarın” diye sözederler. Buradaki “yarın”ın, kıyamtin çok yakın olduğuna dikkat çekmek için zikredildîği de söylenmiştir. Şairin şu mısraında olduğu gibi:”Şüphesiz ki yarın, gözetleyenler için pek yakındır.”el-Hasen ve Katade der ki: Allah Teala kıyameti adeta yarın gerçekleşecekmiş gibi pek yakın göstermektedir. Şüphesiz ki gelecek olan herbir şey yakındır, ölüm de kaçınılmaz olarak gelecektir.”Ne hazırladığı” hayır ya da şer türünden yaptıkları demektir.”Allah’tan sakının” buyruğu burada tekrar edilmiştir. Bir kimseye: Çabuk ol, çabuk ol, at, at demeye benzer.Birinci takvadan kastın geçmiş günahlardan tevbe etmek, ikincisinden maksadın gelecekte günahlardan sakınmak anlamında olduğu da söylenmiştir.”Şüphesiz ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır” buyruğu ile ilgili olarak Said b. Cübeyr: Sizin ne yaptığınızı, neler ettiğinizi bilir, demektir, demiştir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
Yine Allah azze ve celle şöyle buyurur; “Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah’adır.”(Ali İmran 28)
“Sakınılmaya lâyık olan da O’dur, mağfiret sahibi de O’dur.”(Muddessir 56)
Bu âyetlere göre, insanların gönlünde korkulmaya, saygı duyulmaya, yüceltilmeye lâyık olan ve buna bağlı olarak ibadet ve itaat edilmeye hak sahibi olan Allah Allah azze ve celle . Çünkü O, bütün yücelik ve tazime hakkıyla sahip, azamet ve kibriya sıfatlarını haiz, en güçlü ve şiddetli biçimde tutup cezalandırmaya kadirdir.
Takva kelimesi bazı âyetlerde de Allah Allah azze ve celle ‘nın cezalandırması ve cezalandırma mekânları yahut cezalandırma vakti ile birlikte zikredilir. Cehennemden ve kıyamet gününden sakındırması gibi. Şu âyetler buna örnektir: “Kâfirler için hazırlanmış bulunan ateşten sakının!”(Ali-İmarn 131) “Yakıtı, insan ve taş olan cehennem ateşinden sakının. Çünkü o ateş kâfirler için hazırlanmıştır.”(Bakara 24)
“Allah’a döndürüleceğiniz, sonra da herkese hak ettiğinin eksiksiz verileceği ve kimsenin haksızlığa uğratılmayacağı bir günden sakının.”(Bakara 281)
“Ve bir günden sakının ki, o günde hiç kimse başkası namına bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye şefaat fayda vermez. Onlar hiçbir yardım da görmezler.”(Bakara 123)
Kâmil mânada takvanın içine şunlar girer: Farzları yerine getirmek, haram ve şüphelileri terketmek. Hatta bundan sonra takvaya, mendupları işlemek ve mekruhlardan sakınmak da girer. Bu derece takvanın en üst mertebesidir.
Ömer b. Abdülaziz de rahimullah şöyle der: “Takva, gündüzleri oruç tutup geceleri de ibadetle geçirip bunun dışında kalan durumlarda her şeyi karıştırmak demek değildir. Allah Allah azze ve celle ‘ya karşı gerçek mânada takva sahibi olmak demek; Allah’ın haram kıldıklarını terketmek, farz kıldıklarını yerine getirmektir. Buna ilâve olarak Allah Allah azze ve celle bir kimseye daha başka hayırlar nasip ederse, o hayır üstüne hayır olur.”
Takvanın aslı: Kulun, öncelikle sakınılacak şeyleri bilmesi sonra da onlardan sakınmasıdır. Avn b. Abdullah şöyle der: “Nelerin takvanın gereği olup nelerden sakınılması gerektiğini bilmek, takvanın tamam olması için gereklidir.”
Ma’rûf-i Kerhî, Bekir b. Huneys’in şöyle dediğini nakleder: “Nelerden sakınılması gerektiğini bilmeyen kişi nasıl muttaki olabilir.
Allah ve Resulü Takvayı Tavsiye Eder Özetle söylemek gerekirse; takva, Allah Allah azze ve celle ‘nın bütün iman edelere vasiyeti olduğu gibi Rasûlullah’ın da sallallahu aleyhi ve sellem ümmetine yaptığı önemli bir vasiyettir.
“Nebi sallallahu aleyhi ve sellem birini ordunun başında komutan olarak görevlendirdiği zaman, o kişinin özellikle nefsi hususunda Allah’a karşı takva sahibi olmasını ve yanındaki müslümanlara da hayırla muamele etmesini tavsiye ederdi.”(Muslim 1731 sahih)
Ey iman edenler! Allah’tan, O’na yaraşır şekilde sakının ve ancak Müslümanlar olarak ölün.”(Ali İmran 102)
İbn Ebî Hatim, İbn Mes’ud radıyallâhu anh’dan, “Allah’tan, O’na yaraşır sekide sakının” buyruğu hakkında şöyle rivayet etmiştir: “Bu Allah’ın emirlerine itaat edilip karşı gelinmemesi, zikredilip unutulmaması, şükredilip nankörlük yapılmamasıdır.” Bunun senedi sahihtir.
“Allah, sakınanlar ve güzel amel edenlerle beraberdir.”(Nahl 128)
“Kim Allah’tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve ona beklemediği yerden rızık verir.”)Talak 2)
“Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına uymamaktan sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.”(Nisa 1)
Seleften biri dostuna şu tavsiyede bulunur: “Allah Teâlâ bizi ve sizleri, tek başına tenhada kalan kişinin, Allah’ın kendisini gördüğünü bilerek bu sayede Allah’tan korkarak o haramları terketmesi gibi zâhidane bir hayat yaşamaya ve haramları terketmeye muvaffak kılsın!
İmam Şafi rahimullah şöyle der: “Hasletlerin en değerlisi şu üçüdür: Az olan maldan cömertlik yapmak, tek başına tenhada kaldığında haramlardan uzak durmak, hem korktuğu ve hem de umutlu olduğu kişi¬nin yanında hakkı söylemek.”
Ebu Hüreyre radiyallahu anh’den rivayete göre, şöyle demiştir: Rasûlullahsallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Faydasız ilimden, korkmayan kalbten doymayan aç gözlü nefisten ve kabul olunmayan duadan Sana sığınırım.”(Nesai.5441 İbn Mâce, Dua. Ebû Davud, Salat: sahih)
“Allahım, senden hidayet, takva, iffet ve kimseye muhtaç olmamayı dilerim.”(Muslim 2721 sahih)
A.KADiR GÖREN

Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.