Abdullah b. Amr radıyallahu anhuma’dan şöyle rivayet edilmiştir: “Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’i sağ eliyle teşbih ederken gördüm.”(Ebu Davud, 1502; Tirmzi,3428; Hahih )
Yuseyre radiyalahu anh dan; Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, bir hadiste, bunun sebebini şu sözüyle açıklamıştır: “Onlar sorguya çekilecekler ve konuşturulacak lardır.”(Ebu Davud, 1501; Tirmizi, 3583; Hasen)
İlim ehli der ki; Yani kıyamet günü parmaklar da diğer organlar gibi konuşturulacaklar ve teşbih edip etmedikleri konusunda şahitlik edeceklerdir. Bu durumda parmaklarla teşbih çekmek, teşbih ve çakıl taşlarıyla teşbih çekmekten daha faziletlidir.
Sünnette esas olan, sağ elin parmaklarıyla teşbih çekmektir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem tesbih kullanmamıştır. Teşbihi öven hadisler de uydurmadır. Hurma çekirdekleriyle teşbih çekme konusundaki hadis ise zayıftır.
Sahabeden Allah’u Teala onlardan razı olsun bu gibi bidatleri men etmişlerdir bu rivayet buna delildir. “Amr b. Seleme’den rivayete göre şöyle anlatmıştır: Sabah namazından önce Abdullah b. Mes’ûd’un kapısında oturuyorduk. Dışarı çıktı ve birlikte mescide yürüdük. Ebû Mûsâ el-Eş’arî yanımıza gedi; “Ebû Abdirrahman henüz yanınıza çıkmadı mı?” dedi. “Hayır” dedik.
Ebû Abdirrahman dışarı çıkana kadar o da bizimle birlikte oturdu. Ebû Abdirrahman dışarı çıktığında hep beraber kalkıp yanına gittik. Ebû Mûsâ şöyle dedi:
“Ebu Abdirrahman! Ben az önce mescidde daha önce görmediğim, bilmediğim bir şey gördüm. Ve bunun
Allah’a hamd olsun- hayırdan başka bir şey olmadığını düşünüyorum. “O nedir?” dedi.
“Yaşarsan görürsün.” dedi ve devam etti: Mescidde halka halka oturmuş namazı bekleyen kimseler gördüm. Her halkada da bir adam vardı. Ellerinde de taşlar vardı. (Adam) yüz defa tekbir getirin, diyor; onlar da yüz kere tekbir getiriyorlardı. Yüz kere kelime-i tevhid söyleyin diyor; onlar da yüz kezre kelime-i tevhidi tekrarlıyorlardı. Yüz defa tesbihatta bulunun diyor; onlar da yüz kere tes¬bihatta bulunuyorlard
“Onlara ne dedin?” diye sordu. “Senin fikrini ya da emrini beklediğimden hiçbir şey söylemedim.” dedi.
“Bazı iyiliklerinin zayi olmamasını garanti ederek işledikleri kötülükleri saymalarını emretmedin mi?” dedi ve gitti. Onunla birlikte biz de gittik. Bu halkalardan birine geldi yanlarında durdu. “Bu yaptığınız da nedir böyle?” dedi.
“Ey Ebû Abdirrahman! Tekbir, tehlil ve teşbihleri saydığımız taşlar.” dediler.
“Kötülüklerinizi sayın! Böylelikle ben de sizin hiçbir iyiliğinizin zayi olmayacağını garantileyeyim. Yazık size Muhammed ümmeti! Ne de çabuk helaka yöneldiniz! İşte Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabı hâlâ aranızda. Elbiseleri bile henüz çürümüş değil; kullandığı kapları dahi kırılmış değil. Canım elinde olana yemin olsun ki, ya siz Muhammed milletinden daha doğru bir millet üzeresiniz ya da sapıklık kapısını açmaktasınız.” dedi.
“Vallahi ey Ebû Abdirrahman! Hayırdan başka bir amacımız yok.” dediler.
“Hayrı amaçlayan nice kimseler var ki hedefi tutturamaz. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize “Kuran okuyup da boğazlarını geçmeyen insanlardan” bahsetmişti. Vallahi bilmiyorum; ama sanırım o kimselerin çoğu sizdendir.” dedi ve dönüp gitti.
Amr b. Seleme, “Bu halkalardakilerin çoğunu Nehravan Günü Haricîlerle beraber bize karşı savaşırken gördük.”(Darimi es-sunen. Sahih)
Abdullah b. Ömer radiyallahu anh’a şöyle demiştir “İnsanlar güzel görseler dahi tüm bid’atler sapıklıktır.”(Beyhaki, Sahih)

Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.