Şeyh Abdullah b. Şeyhilislâm Muhammed b. Abdilvehhâb rahimehullah’a soruldu:
Soru: Allah’ın Kitâbı’ndan başkasına muhâkeme olmak câiz midir?
Cevap: Bu, câiz değildir. Her kim bunun helâl olduğuna i’tikâd ederse kâfir olur. Bu münkerlerin en büyüklerinden biridir. Böyle yapanı inkâr etmek her müslümanın üzerine vâcibtir. İlimden azıcık nasibi olan bu konuda şüphe etmez.” (Dureru’s-Seniyye (10/25)
Tâğûta Muhâkeme hakkında İbn Kayyım rahimehullah der ki: “Resule itaat etmenin içine ona bütün olarak itaat etmek, onu kendinden daha çok sevmeyi içine alır. Böyle bir insan Resulün mahkemesi dışında başka bir merciye başvurmaz ve Rasul dışında kimsenin hükmünden memnun kalmaz. Lâkin Resulün hükmüne başvurmaya gücü yetmiyorsa, Rasul dışında ki başvurduğu mahkeme tıpkı yiyecek bir şey bulamadığın da ölü hayvan eti veya kan yiyen biri gibi zaruret durumunu alir. “(İbni kayim madaric as salikin 2 cild 173 s)
وأما الرضى بنبيه رسولا : فيتضمن كمال الانقياد له والتسليم المطلق إليه بحيث يكون أولى به من نفسه فلا يتلقى الهدى إلا من مواقع كلماته ولا يحاكم إلا إليه ولا يحكم عليه غيره ولا يرضى بحكمغيره ألبتة لا فى شىء من أسماء الرب وصفاته وأفعاله ولا في شيء من أذواق حقائق الإيمان ومقاماته ولا فيشيء من أحكام ظاهره وباطنه لا يرضى في ذلك بحكم غيره ولا يرضى إلا بحكمه فإنعجز عنه كان تحكيمه غيره من باب غذاء المضطر إذا لم يجد ما يقيته إلا من الميتة والدم
Tâğûtî Mahkemelere Başvurmak Zorunda Kalanın Hükmü Şeyh Abdurrezzâk Afîfî rahimehullah’a soruldu:
Soru: Beşerî kanunlarla hükmeden mahkemelere başvurmanın hükmü nedir?
Cevap: Bu mahkemelere imkân nisbetince başvuramaz. Hakkını almasının oralara başvurma dışında bir yolu yoksa, bunda onun için bir beis yoktur.”(Fetâvâ ve Resâil (1/166)
İmam Muhammed rahimehullah şunları zikretmiştir; “harb ülkesinde velayetin olmaması nedeni ile İslam hukukunun uygulanamayacağını” es-Serahsi, Şerhu Siyeri’l-Kebîr, V, 1890; “burada hakimiyet kime ait ise, onun kurallarının geçerli olacağını söylemiştir. Bu ülke mahkemesine başvuranların birinin yahut her ikisinin Müslüman olması fark etmez. Hâkimin verdigi hüküm, bunlar İslam ülkesine geldikleri zaman da geçerliliğini korumaktadır.” (es-Serahsi, Şerhu Siyeri’l-Kebîr, IV, 1743, 1744)
Beşeri kanunların caizliğine i’tikat edenin durumu? Beşeri kanunlarla hükmetmenin caizliğine i’tikad eden kafir olur. İnsanların koyduğu kanun ve nizamların, İslâm şerîatından daha üstün olduğuna veya onunla eşit olduğuna veya isterse şerîat ile hükmetmenin daha fazîletli olduğuna inansın onlar ile hükmetmenin câiz olduğuna veya İslâm nizâmının yirminci asırda uygulanmaya elverişli olmadığına veya onun, Müslümanların gerilemesinin sebebi olduğuna veya İslam’ın, kişi ile rabbi arasındaki bir ilişkiden ibâret olduğuna ve hayatın diğer şubelerine dâhil edilemeyeceğine i’tikâd eden de kâfirdir ve bu, İslâm’dan çıkaran şeylerin dördüncü kısmına dâhildir.
Yine, hırsızın elini kesmek ve evli olduğu halde zinâ eden kişiyi taşlayarak öldürmek hakkındaki Allah’ın hükmünü tatbik etmeyi bu çağa uygun görmeyen de kâfirdir ve bu da, İslâm’dan çıkaran şeylerin dördüncü kısmına dâhildir.
Yine, cezâî müeyyideler ve muamelât hakkında Allah’ın şerîatından başkası ile hükmetmenin câiz olduğuna i’tikâd eden her kişi söz konusu hükmün şerîatın hükmünden daha üstün olduğuna inanmasa bile kâfirdir ve bu da, İslâm’dan çıkaran şeylerin dördüncü kısmına dâhildir. Çünkü o böylelikle, icma ile sâbit olan Allah’ın haram kıldığı bir şeyi mübah kabul etmiştir. Her kim; zinâ, içki, faiz, Allah’ın şerîatından başkası ile hükmetmek gibi dînen zorunlu olarak bilinen Allah’ın haram kıldığı hususları mübah kabul ederse Müslümanların icması ile kâfir olur.” (İmâm Abdulazîz b. Abdillah b. Bâz (vefâtı: 1420 hicrî) Nevâkıdu’l-İslâm Risâlesi – Mecmû‘u Fetâvâ ve Makâlât Mutenevvia (1/132)
Beşeri mahkemelere başvurmak zorunda kalanın hükmü; “Abdulazîz b. Abdillah b. Bâz’dan, değerli kardeş ………’ya –Allah ona selâmet versin-
Selâmun aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh ve ba’d:
6/6/1407 hicrî tarihli 2151 sayılı olarak kaydedilmiş İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Komisyonuna
yönelttiğiniz soruda, ülkesindeki bütün mahkemeler beşerî kanûnlarla hükmeden ve onların hükmüne
başvurmadıkça hakkı olan şeye ulaşamayan kişinin kâfir olup olmayacağını soruyorsunuz.
Size cevabımız şudur: Eğer bunu yapmak zorunda kaldıysa kâfir olmaz. Lâkin, onlara başvurması
ancak zarûret anında ve hakkı olan şeyi ancak bu yolla elde edebilecekse olabilir. Ancak tertemiz
şerîatın helâl kıldığının hilâfına bir şeyi alma hakkı yoktur. Allah cümlemizi rızâsına muvaffak kılsın.
Ve sselâmu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh.” (Mecmû‘u Fetâvâ ve Makâlât Mutenevvia (23/214)

Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.