Emrulevvel

"…فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ" İlk Emir الأ مر ألأول Emrul Evvel

Hamd alemlerin Rabbi Allah’a, salat ve selam gönderilmiş bütün nebilere olsun. Bundan sonra; 
Asrımızın en büyük hastalıklarından birisi, insanların oryantalistlerden (doğubilimci) etkilenen, dinlerini tahrif eden ve ayetlerin bir kısmını alıp diğer kısmını terk eden, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinin çoğunu kendi hevasına göre inkar eden kişilerden İslam’ı öğrenmeye çalışmasıdır. Bu çok büyük bir hatadır ve sahibini sapıklığa, Allah’ın kitabını inkar etmekten dolayı, küfre kadar götürebilir. Allah azze ve celle, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’an’ın dışında da cibril aleyhisselam ile vahiy yollamıştır. Usulcüler de buna vahiy li gayri metluv demişlerdir. Cibril aleyhisselam Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e abdesti nasıl alacağını, namazlarını nasıl kılacağını, namaz vakitlerini, rekatlarını, haccı nasıl yapacağını, zekatları nasıl vereceğini, bir şeyi emretmesi ve haram kılmasını, savaşa çıktığında nasıl savaş taktiği uygulayacağını, hatta bu konuda sahabe şunu sormuştur; “Ey Allah’ın Rasulü , bu plan senin görüşün müdür, yoksa vahiy midir?” demişlerdir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem taiften dönerken, taifliler daveti kabul etmeyince Allah azze ve celle Cibril aleyhisselam’ı ve dağlar meleğini gönderdi. Cibril aleyhisselam “Ey Muhammed emret bu iki dağı müşrik topluluğunun üzerine kapatayım.” demiştir. Bu meselelerin hepsi vahiy li ğayrı metluv ile Rasulüne bildirmiştir. Hatta diğer kendisine kitap indirilmeyen Nebilere, Allah azze ve celle cibril aleyhisselam’ı gönderip, vahy ile konuşmuştur. Aşağıda vereceğimiz ayetlerde de bu, Allah azze ve celle’nin kitabında mevcuttur.
“Hani Nebi, eşlerinden birisine gizlice bir söz söylemişti de o eşi bunu haber verip, Allah da ona bunu açıklayınca, o da o sözün bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. O bunu eşine haber verince: “Bunu sana kim haber verdi” dedi. O: “Her şeyi en iyi bilen, her şeyden haberdar olan bana haber verdi’’ dedi.”(Tahrim/3)
Bu ayetten de anlaşıldığına göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, hanımlarından birine gizli bir söz söylüyor. Hanımı da bunu annelerimizden diğerine veya başka bir kimseye haber verince Allah azze ve celle, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e vahiyle durumu bildiriyor. Allah Teala’nın bildirdiği bu şeylerin bir kısmını, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem hanımına bildiriyor, bir kısmını ise bildirmiyor. Böyle bir durumla karşılaşan hanımı ise bunu kimin bildirdiğini soruyor, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem de “Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi”.
Allah azze ve celle kitabın her hangi bir yerinde, Rasulüne bildirdiği bu şeyin metnini vermemiştir. Yani Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e eşine bildirdiği kısım ile bildirmediği kısmın metni Kur-an’da yoktur. Vahiy ise Allah’ın Rasulune olan bildirilerini taşır. İşte, yine böyle bir bildiriyi getirmiş olan Allah’ın vahyi, metniyle Kur’an’da mevcut olmayıp “vahyi gayri metluv” vahiyle Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bildirilmiştir.
Nebi sallalahu aleyhi ve sellem’in yahudi Nadir oğullarının hurma ağaçlarını kestirmiştir ve bunu Allah azze ve celle’nin emri ile yapmıştır. Bununla alakalı ayet bu olaydan sonra indirilmiştir. Çünkü Allah azze ve celle, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e Cibril aleyhisselam vasıtasıyla böyle yapmasını vahyetmiştir. Vahy li gayrı metluv ile. Yoksa Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem kendi hevasından bir iş yapmaz. O’nun yaptığı vahydir.
“Herhangi bir hurma ağacını kesmeniz yahut onu kökleri üzere dikili bırakmanız hep Allah’ın izni ile olmuştur ve (bu) fasıkların alçaltması içindir.”(haşr/5)
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Nadir oğullarının ağaçlarını kestikten sonra nazil olmuştur. Buyruğun işaret ettiği hususa gelince, Rasulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onları kuşatınca, onları küçük düşürmek, korkutmak, kalplerine korku salmak maksadıyla hurma ağaçlarının kesilmesini emretti.
Buhari ve Müslim’in rivayetinde; İbn Ömer’den rivayete göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem “Nadir oğullarının hurma ağaçlarını (kısmen) kesti, (kısmen) yaktı.” (Buhari, 4031; Müslim, Ebu Davud, 2615; Sahih)
Buhari ve Müslim’in rivayetlerine göre; İbn Ömer’den şunu nakletmişlerdir: “Rasulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Nadir oğullarının hurma ağaçlarını (bir kısmını) yaktı, (bir kısmını) kesti. Bu hurma ağaçları Buveyre türü diye bilinirdi. Allah azze ve celle’de bu hususta: “Herhangi bir hurma ağacını kesmeniz yahut onu kökleri üzere dikili bırakmanız hep Allah’ın izni ile olmuştur ve (bu) fasıkları alçaltması içindir” buyruğunu indirdi.” (Buhari, 4884; Muslim; Sahih)
“Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu (yücelerden haber beklediğini) görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) yüzlerinizi o tarafa çevirin. Şüphe yok ki, ehl-i kitap, onun Rablerinden gelen gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapmakta olduklarından habersiz değildir.” (Bakara/144)
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ilk namaz kıldığında kıblesi mescidi aksaydı. Bu mesele ile ilgili Cibril aleyhisselam kendisine gelip kıble’nin mescidi aksa’ya doğru olduğunu bildirmiştir. Bununla alakalı Kur’an’da herhangi bir ayette indirilmemişti. Bu yine diğer yukarıda bahsettiğimiz meseleler gibi vahy li ğayrı metluv ile olmuştur. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Mescidi aksa’ya kendi isteği ile dönseydi ayet beklemezdi ve mescidi harama döner ve namazını kılardı.
“Rabbim! dedi, benim kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı. Ve ben, Rabbim, sana (ettiğim) dua sayesinde hiç bedbaht olmadım.” (Meryem/4) “Doğrusu ben, arkamdan iş başına geçecek olan yakınlarımdan endişe ediyorum. Karım da kısırdır. Tarafından bana bir veli ver.” (Meryem/5) “Ki o bana vâris olsun; Ya’kub hanedanına da vâris olsun. Rabbim, onu rızana lâyık kıl!” (Meryem/6) “Ey Zekeriyya! Biz sana bir oğul müjdeleriz ki, onun adı Yahya’dır. Daha önce ona kimseyi adaş yapmadık.“ (Mereyem/7) “Zekeriyya: Rabbim! dedi, karım kısır olduğu, ben de ihtiyarlığın son sınırına vardığım halde, benim nasıl oğlum olabilir?” (Meryem/8) “Allah: Öyledir, dedi; Rabbin: O bana kolaydır. Daha önce, sen hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım, buyurdu.” (Meryem/9) “O: Rabbim! dedi, (çocuğum olacağına dair) bana bir işaret ver. Allah: Sana işaret, sapasağlam olduğun halde (üç gün) üç gece insanlarla konuşmamandır, buyurdu.” (Meryem/10)
Zekeriya aleyhissem tevratla hüküm etmiştir ona bir kitap gelmemiştir. Ayetlerden de anlaşılacağı üzere zekeriya aleyhisselam ile Allah azze ve celle arasında geçen bu konuşma vahiy olmasına rağmen kitabında yer almamıştır. Yani diğer Nebilerde de kendilerine verilen kitabın dışında vahiy geldiğine delildir. Bunlar gibi Nebilere verilen kitapların dışında vahiy vardır. Onlarca ayet delil vardır.
Namaz vakitleri; Cibril bizzat gelerek Nebi sallalahu aleyhi ve sellem’e öğretmiştir. Buhari’den gelen rivayette; İbn Şihâb’dan nakledildiğine göre, Ömer İbn Abdülaziz bir defasında ikindi namazını biraz geciktirmişti. Urve ona şöyle dedi: “Fakat Cebrâîl inip Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in önünde namaz kıldırmıştı.” Bunun üzerine Ömer İbn Abdülaziz: “Urve, söylediklerini kanıtla!” dedi. O da: “Ben, Beşîr İbn Ebû Mesûd’dan duydum. Onun Ebû Mesûd’dan duyduğuna göre Ebû Mesûd Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğunu işitmiştir: “Cebrâîl indi ve bana imamlık yaptı. Ben onunla birlikte namaz kıldım. Sonra bir daha, sonra bir daha, sonra bir daha ve sonra bir daha onunla birlikte namaz kıldım. “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu sırada beş defa namaz kıldığını parmaklarıyla saymıştır.” (Buhari, 3221; Sahih)
Ebu Davud ve Tirmizi’den gelen rivayette; İbn Abbas radiyallahu anh’dan haber verildiğine göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cibril aleyhisselam Ka’be’nin yanında bana iki kez imâm oldu. İlk seferinde, güneş batıya kayıp gölgesi takunya tasması kadarken öğle namazını, sonra her şeyin gölgesi kendi boyu kadar olunca ikindi namazını; sonra güneşin battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman akşam namazını; Şafak kaybolduğu zaman ise yatsı namazını, aydınlığın yeni başlayıp oruçluya yeme içmenin haram olduğu vakitte sabah namazını kıldırmıştı.
İkinci seferinde: Her şeyin gölgesi kendi boyu kadar olunca yani bir önceki seferde ikindiyi kıldırdığı vakitte öğle namazını; sonra her şeyin gölgesi kendisinin iki katı olunca ikindi namazını; Akşam namazını yine önceki vaktinde kıldı sonra gecenin üçte biri geçince de yatsı namazını, sonra ortalık ağarınca da sabah namazını kıldırdı. Sonra da bana dönüp şöyle dedi. Ey Muhammed bu iki vakit arasında namaz kılma genişliği ve serbestliği senden önceki Nebilere tanınan vakitler gibi olup sana da bu iki vakit arasında namaz kılabilmen mümkün olmuştur.” (Tirmizi, 149; Ebû Dâvûd, Sahih)
Ebu Davud’tan gelen rivayette; Mikdam bin Madi Kerib’den; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet olunduğuna göre şöyle buyurmuştur: “Dikkat: Bana Kur’an verildi. Kur’anla beraber Onun bir benzeri daha verildi. Dikkat yakında midesi tok, rahat koltuğunda oturan bir kimse şöyle der: Şu Kur’an’a sıkı sarılın, Onda helâl olarak bulduğunuzu helâl sayın. Haram olarak bulduğunuzu da haram sayın, dikkat size ehli eşeklerin eti helâl değildir. Yırtıcı hayvanlardan, parçalayıcı dişi olanların eti helâl değildir. Kendileri ile aranızda anlaşma bulunan kimselerin yitirdiklerini almanız size helâl değildir. Ancak sahibinin ona ihtiyacı yoksa o zaman helâl olur. Bir kimse bir kavme misâfir olarak inerse onu ağırlamaları gerekir. Eğer onu ağırlamazlarsa, o şahsın onları takip ederek ağırlamayana misilleme olarak cezalandırma misafir etmeme hakkı vardır.” (Ebu Davud, 4604; Sahih)
“O (Rasul) kendi hevasından bir söz söylemez. O bildirilen bir vahiyden başkası değildir.” (Necm/3)
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bana Kur’an ve onun bir misli verildi dediği şey vahy li ğayrı metluv’dur. O hevasından konuşmaz. O’nun konuştuğu vahiyden başka bir şey değildir. O bir şeyi haram kılarken Rabbisinin emri ile haram kılmıştır ve bir şeyi emrederken Rabbisinin emri ile emretmiştir. Allah azze ve celle hakkı hak bilip hakka tabi olmayı, batılıda batıl bilip ondan uzak olmayı bizlere nasip etsin. Allah azze ve celle’ye hamd, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e ailesine, ashabına ve onlara güzelce tabi olanlara salat ve selam olsun.
A.Kadir GÖREN

Paylaşmak için tıklayın

Bir yanıt yazın

error: Content is protected !!