Her kim ölmüş kemikleri kabirlerde çürümüşlerden istiane yanı manevi yardım dilerse ve onlara sığınırsa büyük şirk işlemiş ve şirk ehliden olmuştur.
‘’Onların çoğu ancak ortak koşarak Allah’a iman ederler.’’(Yusuf /106)
“Onların çoğu, ancak ortak koşarak Allah’a iman ederler. “İbn Abbas radıyallhu anh der ki: Onların imanının bir örneği şudur; Allah’a ortak koşarlarken onlara, “Gökleri kim yarattı, yeri kim yarattı? Dağları kim yarattı?” desen “Allah” diye cevap verirler. “Mücahid, Ata, İkrime, Şa’bi, Katade, Dahhak ve Abdurrahman b. Zeyd de böyle demişlerdir.”(Taberi İbn Kesir sahih eser)
Bize Hannad bildirdi bize Ebu’l Ahvas Simak tan oda îkrime den bildirdi O, ” Onların çoğu Allah a şirk koşmaksızın iman etmezler. Yûsuf 106 ayeti hakkında dedi ki: Onlara onları ve gökleri ve yerleri yaratan kimdir? diye sorulduğunda “Allah tir derler. Bu O,ndan gayrısına ibadet etmelerinin yanısıra imanlarıdır.(Buhari Halku ef’ali’l-ibad 474)
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ قَالَ: حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ: {وَمَا يُؤْمِنُ أَكْثَرُهُمْ بِاللِّهِ إِلَّا وَهُمْ مُشْرِكُونَ} قَالَ: يَسْأَلُهُمْ مَنْ خَلَقَ، وَمَنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ؟ فَيَقُولُونَ اللَّهَ، فذلكَ إِيمَانُهُمْ، وَهُمْ يَعْبُدُونَ غَيْرَهُ.
Burada onların imanlarıyla kastedilen , Allah Teala’nın yaratıcı , rızık verici , yaşatan ve öldüren olduğunu tasdik ve itiraf etmeledir . Ortak koşmalarından kastedilen ise Allah’la birlikte başkalarına da ibadet etmeleridir. Nitekim selef de ayeti bu şekilde tefsir etmiştir.”
Hanefilerden Mahmud el-Alusi rahimehullah , bu ayeti tefsir ederken şöyle demiştir:’’ Allah Teala’yı ve Onun yaratıcılığını ikrar edip de aynı zamanda herhangi bir şekilde şirk işleyen kimseler de ayette sözü edilen kimselere dahildir. Mesela kabirlere dua edip ibadet edenler, onlara adakta bulunanlar ve kabirde olup da durumunu sadece Allah Teala ‘nın bildiği kimselerin fayda ve zarar vereceğine inananlar gibi ki böyleleri , bugün pek çoktur.’’(Ruhul Mani)
ALUSİ’NİN RAHİMEHULLAH KABİRPEREST SOFİLERLE İLGİLİ BEYANI
Bağdat’ta Hanefi mezhebinin kadılığını yapmış olan Alusi,döneminin en üstün alimlerindendi.Tefsiri Ruhul Meani İslam dünyasında kabule şayan görüşmüştür.
Alusi rahimehullah şöyle demiştir : “Yüce Allah’tan gaflete düşerek sıkıntılı zamanlarında onlardan (yani velilerden) medet beklerler ve onlara adakta bulunurlar. Bunların aklı başında olanları şöyle der: “Bunlar, bizimle Allah arasında birer vasıtadırlar. Biz, sadece Allah için adakta bulunuyoruz ve bu adağın sevabını da veliye bağışlıyoruz.” Şüphesiz onların bu iddiaları “Biz bu putlara sadece bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz” (39/Zumer, 3) diyen putperestlerin sözlerine çok benziyor.
İkinci iddialarına gelince, şayet bu yaptıklarıyla hastalarına şifa veya kaybettikleri bir malı bulmaları gibi şeyler istemiyorlarsa bunda bir sakınca yoktur. Ancak onların hallerinden anlaşılan odur ki onlar, ölülerden istekte bulunmaktadırlar. Zira onlara : ‘Adağınızı Allahu Teala’ya adayın, sevabını da ana-babanıza bağışlayın; çünkü onlar, bu sevaba o velilerden daha çok muhtaçtır.’ denilecek olsa bunu yapmazlar.
Ben, velilerin türbelerinin eşiğinde secde eden pek çok insan gördüm. Onlardan bazıları da bütün velilerin, kabirlerinde oldukları halde tasarrufta bulunabileceklerine; ancak bu tasarruflarının, velayetteki mertebelerine göre farklı derecelerde olduğuna inanmaktadırlar. Onların alimleri ise velilerin, kabirlerdeyken tasarrufta bulunmalarını dört veya beş çeşitle sınırlarlar.
Kendilerinden delil istendiğinde ise ‘Bu keşif yoluyla sabit oldu.’ derler. ALLAH ONLARI KAHRETSİN, ne kadar da cahildirler ve ne de çok yalan uyduruyorlar.
Onlardan bazıları da var ki velilerin, kabirlerinden çıkıp farklı şekillere büründüklerini iddia ederler. Bunların alimleri, velilerin ruhlarının değişik şekillere girdiğini, diledikleri yerde dolaştıklarını, bazen aslan, ceylan veya benzeri şekillere girdiklerini söylerler.
Bunların hepsi de batıldır, Kitab, sünnet ve ümmetin selefinin sözlerinden bir dayanağı yoktur. Bu gibileri, insanların dinlerini bozmuşlardır. Yahudilik ve Hristiyanlık gibi hükmü kaldırılmış dinlerin mensublarına karşı gülünç hale gelmişlerdir.”(Ruhu’l-Meani, 17/212-213)
ÖLÜLERDEN YARDIM İSTEMEK
“Ölülerden yardım isteyenlerin bazılarının isteklerinin gerçekleşmesi, sakın sizi aldatmasın. Çünkü bu, Allah tarafından bir imtihandır. Hatta bazen şeytan kendisinden yardım istenenin şekline girer ve yardım dileyene görünür, o da bunu yardım dilediğinin bir kerâmeti sanar. Aslında bu şeytandır, onu saptırır, azdırır, heva ve hevesine kaptırır. Nitekim bazen şeytanlar putların içinden konuşup ona tapan cahil, tecrübesiz insanları saptırırlar. Onlar da ‘Bu, kendisinden yardım dilenenin ruhudur veya onun şekline giren bir melektir. Onun kerâmetini göstermek için bunu yapmıştır.’ derler. Ne de kötü hüküm verirler.”(İmam Âlûsi – Rûhu’l-Meânî, VI, 129)
İmam Âlûsî rahimehullah şöyle diyor; “Pek çok insan gördüm ki bunlar, ölmüş kimseler anılınca neşelenirler, onlardan medet umarlar, onlardan talepte bulunurlar, onlar hakkında kendi arzularına ve inançlarına uygun uydurma hikayeleri dinleyince coşarlar, bu hikâyeleri anlatan kimselere saygı gösterirler. Yalnızca Allah Teala anılınca ve tasarruf yetkisinin sadece O’na ait olduğu söylenince de neşeleri kaçar, canları sıkılır Kendilerine bunu hatırlatan kimselerden de nefret ederler ve ona çirkin ithamlarda bulunurlar. Nitekim ben, bir gün sıkıntılı bir haldeyken ölülerden yardım isteyerek “Ey filan, bana yardım et!” diyen birisine şöyle dedim: “Ey Allah’ım, bana yardım et!” de; çünkü Allah Teala, şöyle buyurmuştur: “Kullarım sana Beni sorduğunda: Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde (kullarım da) benim davetime uysunlar ve Bana inansinlar ki doğru yolu bulalar.” (Bakara, 186)
Bunun üzerine adam kızdı. Daha sonraları benim hakkımda: “Evliyayı inkâr ediyor’ dediğini duydum. Yine bazılarının da şöyle dediklerini işittim: “Veli, duaya Allah Teala’dan daha çabuk karşılık verir.
Bu söz, gerçekten bir küfürdür. Yüce Allah’tan bizi hak yoldan sapmaktan ve azgınlıktan korumasını dileriz”(Ruhu’l Meânî, 11/24)
Cübbeli Ahmed’in Rabıtayı ispatlamak için yazdığı ve içerisinde “eşinizle cima halindeyken şeyhinizi hayal edin” gibi tavsiyeleri olan TARİKAT-I ALİYYE’DE RABITA-I CELİYYE eserinde kabir ehlinden istigase etmekle ilgili uydurma bir hadis geçmekte ve kaynak olarak Hanefi-Sufi alim Alusi’nin tefsiri gösterilmektedir, verilen kaynağa baktığımızda ise Alusi’nin tam tersini söylediğini görmekteyiz.
İmam Alusi, “O’na Yaklaşmak İçin Vesile Arayınız.”(Mâide,35) ayeti için şunları söylemektedir:
“Bazı insanlar bu ayeti, salihlerden medet istemeye, onları Allah İle kullar arasına aracı kılmaya delil getirmektedirler. Onların bir kısmı, Allah’ın salih kullarından ölü veya gaib/uzakta olan birisine seslenip “Ey filanca, Allah’a dua et de beni şöyle şöyle rızıklandırsın.” demekte, bunun vesile istemek babından olduğunu zannetmektedir… Bunların hepsi, haktan fersah fersah uzak şeylerdir.
Bu makamda meselenin tahkiki şudur: Dua istemek manasında, yaratılmış bir kimseden medet bekleyip onu vesile kılmak, eğer kendisinden dua istenilen kişi hayatta İse şüphesiz caizdir. Ancak kendisinden dua istenilen kişi, ölü veya gaib ise bunun caiz olmadığına ve seleften hiç kimsenin yapmadığı bir bid’at olduğuna hiçbir âlim şüphe etmez. Her türlü hayrı işlemede insanların en hırslıları oldukları halde sahabenin hiçbirinin ölüden bir şey istediği varid olmamıştır. Ehl-i Beytten ve diğer imamlardan nakledilen dualarda Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in zatıyla tevessül etmeye dair bir şey yoktur.
İnsanlar, Allah’ın dışında ölü ya da diri evliyaya ve başkalarına “medet ey efendim filanca” sözleriyle dua etmeyi çok yapar oldular. Bunun mubah olan tevessülle hiçbir ilgisi yoktur. Böyle yapanların, hayatta ama gaib olan veya Ölü olan kimseye dua ettiklerinde, onların gaybı bildiğine, nidaları işittiğine, doğrudan veya dolaylı olarak hayrı celbedip ezayı defettiğine itikad ettikleri kanaatindeyim. Aksi takdirde onlara dua etmezlerdi. Oysa bu, Rabbimizden, çok büyük bir beladır.”(Alusi, Ruhu’l-Meani, 3/294-295.)
‘’Allah’ım ben senden hayrın her türlüsünü isterim. Acil olanını acil olmayanını bilmediğim veya bilemediğim her türlü hayrı Senden isterim.Allah’ım acil olan ve olmayan bilebildiğim ve bilmediğim her türlü şerden Sana sığınırım. Allah’ım ! Senin sevgili kulun ve Nebilerin, Senden istediği hayır çeşitlerinin hepsini , Senden isterim ve yine Senin kulun ve Nebilerin Sana sığındığı şerlerden de Sana sığınırım. Allah’ım Senden cenneti ve cennette götürecek amel ve sözleri yapmayı isterim . Cehennem ateşinden ve beni ona yaklaştıran söz ve işlerden Sana sığınırım . Benim için hüküm verdiğin her konuda hükmünün benim için hayırlı olmasını Senden isterim.’’

Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.