الحمدالله رب العالمين و الصلاةو السلام على اشرف الانبياء والمرسلين اما بعد
Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a, salât ve selam gönderilmiş bütün nebilere olsun. Bundan sonra;
كتاب التوحيد باب وكان عرشه علئ الماء وهو رب العرس العظيم قال ابو العا لية استوئ الئ السماء ارتع فسواهن خلقهن وقال مجاهد علا علئ العرش
“O’nun Arş’ı su üzerinde idi.” (Hud/7)
“O, büyük Arş’ın sahibidir.” (Tevbe/129)
Ebu’l Aliye rahimehullah, (Bakara/29) ayetindeki “istiva” kelimesini “irtefea yükseldi” “fesevvahunne ayetini “halakahunne=onları yarattı” şeklinde tefsir etmiştir. Mücahid İbn Cebr rahimehullah’da “isteva a (Araf/54) fiilini, “Arş’ın üzerine yükseldi” şeklinde tefsir etmiştir.” (Buhari muallak, Tevhid, 22; Sahih)
İstiva Arap dilinde, (علا) “üstte olmak”, (ارتفع) “yükselmek” ve (صعد) “yüksekte olmak” anlamlarına gelir. Taabin’in büyük imamları Mücahid ve Ebu Aliyye istiva ayetini tefsir etmişlerdir. Kendilerini Ehl-i Sünnet’e nispet eden Sofiler ve Kelamcılar Ehl-i Sünnet’in tefsir etmediği şekilde sıfat ayetlerini tefsir etmişlerdir. Ehl-i Sünnet’e en büyük darbeyi vuran Yahudi ve Hristiyanlar değildir. En büyük darbeyi vuran Rafiziler, ilk dönemkiler değil ancak sonradan gelen Sofiler ve Kelamcılardır . Bu taifeler, sıfat ayetlerini selef ulemasının ve ilim ehlinin tefsir etmediği şekilde tefsir etmişlerdir. Günümüzde de bu sapık fırkalar “Allah Arş’a istiva etmiştir, kesindir der” ama sıfat ayetlerini tefsir ederken Felsefecilerin, Kelamcıların görüşleri ile tefsir ederler ve şöyle derler; “Allah Arş’a istiva etmiştir ancak zaman ve mekan tutmaksızın”. Ayrıca Allah azze ve celle’nin Arş’ın üstünde olduğunu inkar ederler. Seleften hiç kimse, “Allah Arş’a istiva etmiştir ama zamandan ve mekandan münezzeh “ dememiştir. Allah Teala her yerdedir veya mekandan ve zamandan münezzehtir “görüşü Cehmiyye ve Mütezzilenin’nin görüşüdür. Ehli sünnet Allah azze ve celle’yi kendi kitabında ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinde, nasıl nitelemişse öyle niteleriz. Selefin Allah Arş’ın üstündedir şeklinde sözleri vardır.
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem sahih hadiste Allah’u Teala’nın arşın fevkinde olduğu açıkça beyan etmiştir;
Rasûlullâh, ﷺ Allah’u Te’âlâ’nın arşının üzerinde olduğunu açıkça söylemiştir. İnkar eden zındık cehmî ve mutezilidir.
Enes b. Mâlik radiyallahu anh’dan rivayet olunduğuna göre Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
آتي بابَ الجنةِ، فآخُذُ بحَلْقةِ بابِ الجنَّةِ، فأقرَعُ البابَ، فيُقالُ: مَن أنتَ؟ فأقولُ: محمدٌ، فيُفتَحُ لي، فأرى ربي عزَّ وجلَّ، وهو على كُرسِيِّه، أو سَريرِه،
فأَخِرُّ له ساجدًا،
“Cennetin kapısına varırım. Kapının halkasını tutup kapıyı çalarım. Sen kimsin denir. Muhammed! diye cevap veririm. Sonra da kapı bana açılır. Rabbimi, Serîrin (Yani: Arş’ın) yada kürsünün üzerinde olduğu halde görürüm. Hemen secdeye kapanırım…”(Ahmed Musned 2809: Tazimu Kadri’ssalat 265: Hasen sahih)
وقال رسول الله صلى الله عليه وسلم لما قضى الله الخاق كتب كتابا فهو عند فوق العرش ان رحمتى غلبت غضبي
Ebu Hureyre radıyallâhu anh dan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu; “Allah Teâlâ’ bütün yaratıkları yaratmayı hükümettiği zaman arşının üstünde yanında bulunan bir kitabta şunu yazdı: ‘Şüphesiz benim rahmetim gazabımı geçmiştir. dedi.”(Buhari 7422 Heman İbn Munebbih sahifesi 13)
وقال اين مسعود في قوله ثم اسوى على العرش الاعراف قال العرش على الماء والله فوق العرش وهو يعلم ما انتم عليه
Buhari’den gelen bir rivayette; İbn Mes’ud radıyallahu anh “Sonra Arş’ı istivâ etti” âyeti (A‘râf/54) hakkında diyor ki: “Arş, suyunun üzerindedir. Allah da Arş’ın üzerindedir. Ve o sizin üzerinde olduğunuz şeyi de bilmektedir.” (Buhari Halku ef’ali’l-ibad, 103; Hasen Eser)
كَانَ عَلَى عَرْشِهِ قَبْلَ أَنْ يَخْلُقَ شَيْئًا، ثُمَّ خَلَقَ الْقَلَمَ
Abdullah İbn Abbas radiyallahu anh dedi ki: Allah bir şeyi yaratmadan önce arşının üzerindeydi. Sonra kalemi yarattı.”(El-Arş İbn Ebi Şeybe (1/ 307)
قال ابن المبارك لا نقول كما قالت الجهمية انه في الارض ههنا بل علئ العرش استوئ
Buhari’den gelen bir rivayette; Abdullah İbn Mübarek, Cehmiye’ye verdiği reddiyede demiştir ki; “Biz Cehmiyye’nin O’nun burada yeryüzünde olduğunu söyleyenlerinin aksine bilakis istiva etmiş olarak Arş’ın üzerinde olduğunu söylüyoruz’’ (Buhari Halku ef’ali’l-ibad, 13; Sahih Eser)
وقيل له كيف نعرف ربنا قال فوق سماواته علئ عرشه
Buhari’den gelen rivayete göre; İbn Mübarek rahimehullah dedi ki: “Rabbimizi ne ile bilelim?” diye sorulunca: “Göklerin fevkinde Arş’ının üzerinde” cevabını verdi. (Buhari Halku ef’ali’l-ibad, 14; Sahih Eser)
وفسر بعض اهل العلم هذا الحديث فقالواانما هبط على علم الله وقدرته وسلطانه وعلم الله وقدرته وسلطانه في كل مكان وهو على العرش كما وصف فيكتابه
İmam Ebu İsa Tirmizi rafimehulllah (279 ) şöyle dedi: Allahın ilmi, kudreti ve saltanatı heryerdedir. O ise kendini kitabında vasfettiği gibi Arşını üzerindedir.” (Tirmizi Tefsir 58)
قال ابو عيسئ وهو على العرش كما وصف فئ كتابه
Ebu İsa el-Tirmizi rahimehullah’dan rivayet edilmiştir. Dedi ki: “O, kitabında vasfettiği gibi Arş’ının üzerindedir.” (Tirmizi, Tefsir, 58; Eser)
وقال وهب بن جرير الجهمية زنادقة انما يريدون انه ليس علئ العرش استوئ
Buhari’den gelen bir rivayette; Vehb b. Cerir rahimehullah de şöyle demiştir: “Cehmiye zındıktırlar. Onlar, Allah’ın Arş’ın üzerinde olmadığını söylüyorlar.” (Buhari Halku ef’ali’l-ibad, 6; Sahih Eser)
قال محمد بن يوسف من قال ان الله ليس على عرشه فهو كافر ومن زعم ان الله لم يكلم موسى فهو كافر
Buhari’den gelen bir rivayette; Muhammed b. Yûsuf dedi ki: “Allah’ın Arş’ı üzerinde olmadığını söyleyen kâfirdir. Ayrıca Allah’ın Musâ ile konuşmadığını öne süren de kâfirdir. “Muhammed b. Yûsuf, İbnu ebî Vâkid b. Osman el-Firyâbî olup Buhâri’nin şeyhlerindendir.“ (Buhari Halku ef’ali’l-ibad, 66; Sahih Eser)
وَقَالَ سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ: الْجَهْمِيَّةُ شَرّ قَوْلًا مِنَ الْيَهُودِ وَالنَّصَارَى، قَدِ اجْتَمَعَتِ الْيَهُودُ وَالنَّصَارَى وَأَهْلُ الأَدْيَانِ أَنَّ اللَّهَ تَبَارَكَ وَتَعَالَى عَلَى الْعَرْشِ، وَقَالُوا هُمْ: لَيْسَ عَلَى الْعَرْشِ شَيْءٌ
Ve Sa’id b. Âmir rahimehullah dediki “Cehmiye, kavil olarak yahudi ve Hıristiyan lardan daha zararlıdır. Nitekim Yahudiler, Hıristiyanlar ve dini olan kavimler, Allah Tebareke ve Teala nın Arş’ın üzerinde fikirbirliğinde olmalarında karşılık, onlar (yani Cehmiyye )”Arş’ın üzerine birşey yoktur “diyorlar. “(Buhari Halku ef’ali’l-ibad 18:)
وَحَذَّرَ يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ عَنِ الْجَهْمِيَّةِ فَقَالَ: مَنْ زَعَمَ أَنَّ الرَّحْمَنَ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى عَلَى خِلَافِ مَا يَقِرُّ فِي قُلُوبِ الْعَامَّةِ فَهُوَ جَهْمِيٌّ، وَمُحَمَّدٌ الشَّيْبَانِيُّ جَهْمِيٌّ.
Yezid b. Harun rahimehullah halkı Cehmiyye den sakındırmış. Şöyle demiş:Umumun kalplerin de yer edenlerin aksine bir tarzda Rahman arşın üzerinde istiva ettiğini öne süren Cehmidir Muhammed eş Şeybani Cehmi idi.( Buhari Halku ef’ali’l-ibad 63)
وَقَالَ عَلِيٌّ -هو ابن عاصم-: ما الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ لِلَّهِ وَلَدًا أَكْفَرُ مِنَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ لَا يَتَكَلَّمُ.
وَقَالَ: احْذَرْ مِنَ الْمَرِيسِيِّ وَأَصْحَابِهِ، فَإِنَّ كَلَامَهُمْ أَبِيجَاد
الزَّنْدَقَةَ، وَأَنَا كَلَّمْتُ أُسْتَاذَهُمْ جَهْمًا فَلَمْ يُثْبِتْ أَنَّ فِي السَّمَاءِ
إِلَهًا
Ali b el Medini rahimehullah dedi ki: Allah’ın çocuğu vardır” diyenler Allah konuşmaz diyenlerden daha kâfirdir.”
Ve Ali b el Medini rahimehullah dedi el Merisi ve ashabına dan sakının zira onların sözleri zındiklığı celbetmektedir. Ve ben onların üstadları Cehm ‘le de konuştum, semâda (arşın üstüne) bir ilah olduğunu (bir türlü ) ispat etmedi. “( Buhari Halku ef’ali’l-ibad 22-23)
قل حدثنا سليمان بن حرب قال سمعت حماد بن زيد وذكر الجهمية انما يحاولون ان ليس في السمااشيء
Suleyman b. Harb derki;Hammad b. Zeyd’in Cehmiyye mezhebinden olanları anarak: “Onlar semada (arşın fevkinde) hiçbir şeyin olmadığını ispatlamaya çalışıyorlar”dediğini işittim.(“Ahmed Musned 74 Buhari Halku ef’ali’l-ibad 10 es-Sunne Abdullah b. Ahmed 41 sahih)
Abbad b. Avvam (186) rahimehullah şöyle demiştir: Bişr el-Merisi ve Bişrin ashabıyla koşuştum sözlerin sonunun ‘Semada (yanı arşın üzerinde) bir şey yok! demeye vardığını gördüm.”(es-Sunne Abdullah b. Hanbel 65)
Abdurrahman b. Mehdi (198) rahimehullah şöyle demiştir: “Heva ehli arasında cehmîn ashabından şerlisi yoktur. Onlar Semada arşın üzerinde bir şey yok! deme etrafında dönüp durmaktadır.”(Es-Sunne Abdullah b. Ahmed 147)
وَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ رضي الله عنهما: لَمَّا كَلَّمَ اللَّهُ مُوسَى كَانَ النِّدَاءُ فِي السَّمَاءِ، وَكَانَ اللَّهُ فِي السَّمَاءِ.
İbn Abbas radıyallahu anh dedi ki: Allah Teala Musa aleyhisselamın hitap ettiğinde semâda (arşın üstünde) etti ve Allah Te’ala’ da semada idi.”(Buhari Halku ef’ali’l-ibad 96)
عل على عرشه بائن من خلقه
İmam El’Müzeni rahimehullah risalesinde şöyle diyor: Allah arşının üzerinde olup kullarından ayrıdır.” (Şerhu’ssünne, 84; Sahih Eser)
عل على عرشه وهو دان بعلمه من خلقه
İmam Şafi’nin öğrencisi İmam el’Müzeni şerhu’s sünne kitabında şöyle diyor: “Allah arşının üzerindedir. İlmiyle kullarına yakındır.” (Şerhu’ssünne 8;)
İmran b. Husayn radiyallahu anh da şöyle dediğini rivayet etmektedir. Ben Nebi sallallahu aleyhi ve sellem yanında iken Temim oğulları müjdeleyi kabul ediniz” buyurdu. Onlar: Bizi müjdeledin, o halde (bir şeyler) ver dediler. Sonra Yemenlilerden bir takım kimseler girdi. “Ey Yemenliler müjdeyi kabul edin. Çünkü Temim oğulları o müjdeyi kabul etmedi” buyurdu. Yemenliler: Biz müjdeyi kabul ettik ve dinde bilgi sahibi olalım diye sana bu işin ilk başta ne olduğunu soralım diye geldik dediler.
قال كان الله ولم يكن شئء قبله وكان عرشه على الماء ثم خلق السموات والأرض وكتب في الذكر كل شئء
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah Teala vardı, Ondan önce de hiçbir şey yoktu ve Arşı su üstünde idi, gökleri ve yeri yarattı ve zikirde her şeyi yazdı. “Sonra yanıma bir adam gelip: Ey İmran devene yetiş, o başını alıp gitti dedi. Ben arkasından koştum, Bir de baktım ki çölde serabı dahi geride bırakıp gidiyor. Allah Teala yemin ederim, keşke devem gitseydi de ben o meclisten kalkmasaydım diye çok hayıflandım üzüldüm.”(Buhari 7418 sahih)
وقال ضمرة بن رببعة عن صدقة سمعت سليمان التيمي يقول لوسىئلت اين الله لقلت في السماء فان قل فا ين كان عرشه قبل السماء لقلت على الماء فان قال فاين كان عرشه قبل الماء لقمت اعلم قال ابوعبدالله وذلك لقوله تعالى ولايحيطون بشيءمن علمه الا بماشاء
Buhari’den gelen başka bir rivayette; Damre b. Rebî’a, Sadaka’dan rivayet etti, diyor ki: Süleymân et-Teymî’ rahimehullah’dan şöyle dediğini işittim: “Şayet, Allah nerededir? diye sorulursa, “Semada” derim. Şayet, “semâdan evvel Arş’ı nerede idi?” diye sorulursa, “su üzerinde idi” derim. Şayet, “sudan evvel O’nun Arş’ı nerede idi?” diye sorulursa, “bilmiyorum” derim.” Ebû Abdillah el-Buhârî rahimehullah dedi ki: Bu son sözün dayanağı şu âyettir: “Dilediğinden başka O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar.” (Bakara/255) yani ancak O’nun beyân ettikleri kadarını anlayabilirler.” (Buhari Halku ef’ali’l-ibad, 64; Sahih Eser)
نعيم ابن حماد الخز اعي شيخ البخا ري قال من شبه الله بخلقه كفر و من جحد ما وصف الله به نفسه فقد كفر وليس فيما وصف الله به نفسه ولا رسوله تشبيه فمن اثبت الله تعالى ما وردت به الا يات الصر يحة والاخبار الصحيحة على الوخه الذي يليق بجلال الله نفسى عن الله تعلى القائص فقد سلك سبيل هلهدي
İmam Buhari rahimehullah’ın hocası Nuaym b. Hammad rahimehullah şöyle der: Kim Allah’ı yaratıklarından bir şeye benzetirse kafir olur. Kim Allah’ın kendisini nitelediği bir (sıfatı) vasfı inkar ederse kafir olur. Allah ve Rasulu’nun Allah’ı nitelemelerinde hiçbir teşbih yoktur. Dolayısıyla kim açık ayetlerde ve sahih hadislerde gelen sıfatları Allah’ın yüceliğine yaraşır bir şekilde O’na isnad eder, Allah’ı noksanlıklardan tenzih ederse doğru yola girmiş demektir. İshak b. Rahuye rahimehullah ise şöyle der: Teşbih “Allah’ın elimiz gibi eli vardır, işittiğimiz gibi işitme duyusu vardır” denildiğinde söz konusu olur.”(İbn Kesir Tefsiri)
ربنا أول بلا متى، وآخر بلا منتهى، يعلم السر وأخفى وهو على عرشه استوى، وعلمه بكل مكان، ولا يخلو من علمه مكان، ولا يقول في صفات الربي: كيف؟ ولما؟ إلا شاك في الله تبارك وتعالى.
Ebû Abdillâh Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-Şeybânî el-Mervezî (ö. 241) İman Ahmed talebesi Ebû Bekr Ahmed b. Muhammed b. el-Haccâc el-Merrûzî Hanbeli (ö. 275) Merruzi talebesi; Ebû Muhammed Hasen b. Alî b. Halef el-Berbehârî Hanbeli ö. 329 der ki; “Rabb’imiz ‘ne zaman sorusu sorulmayacak olan’ yani öncesi olmayan Evvel’dir. Sonu olmayan Âhir’dir. Gizliyi ve ondan gizlisini bilir. Arşın üzerine istiva etmiştir. İlmi ise her yerdedir. O’nun ilminden hiç bir yer hâli değildir. Allah (Teberake ve Teala) hakkında şüphe edenden başkası Rabb’in sıfatları hakkında “Nasıl?” ve “Neden?” demez.”(Şerhu’s Sunne /14)
İlk dönem selef ehli sünnet alimleri Allah Teala’nın zatıyla arşın üzerinde olduğunu söylemişlerdir.
قال في “شرح السنة” له: (عال على عرشه في مجده بذاته، وهو دان بعلمه من خلقه
İmam Şafii’nin has talebesi el-Müzeni rahimehullah kendisine ait Şerhu’s Sünne adlı eserinde dedi ki:
“Allah teala, şerefli ve ihtişamlı zatıyla arşının üstündedir alidir ve O, ilmiyle ise yarattıklarına yakındır.”(Şerhu’ssünne)
وانه فوق عرشه المجيد بذاته وهو في كل مكان بعلمه
Abdullah İbn Ebi Zeyd el-Kayrevani(386 Maliki) rahimehullah şöyle demiştir:
“Zatıyla şerfli Arş’ın üzerindedir. İlmi her ise herdedir.”
على العرش استوى وعلى الملك احتوى
Arş’a istiva etmiş mülkü kuşatmıştır.”(er-Risale)
Abdulkadir Geylâni Hanbeli rahimehullah İstivâ sıfatının te’vilsiz kullanılması gerektiğini, Allah’ın zâtıyla(ﺑﺬﺍﺗﻪ) Arş’ın üzerine İstivâ ettiğini söylemektedir.”(abdulkâdir Geylânî, el-Ğunye,)
Ebû Saîd Osmân b. Saîd b. Hâlid ed-Dârimî rahimehullah derki; (280) Ve kim Rabb’inin Arş’ının üzerinde, göklerin üstünde olduğunu bilmezse, aslında Allah’tan başkasına ibadet ediyordur.”
,وَمَنْ لَمْ يَعْرِفْ أَنَّ إِلَهَهُ فَوْقَ عَرْشِهِ، فَوْقَ سَمَوَاتِهِ، فَإِنَّمَا يَعْبُدُ غَيْرَ اللَّهِ.
(Bişr El-Merisiye Reddiye1/489)
İlim ehli der ki; “Bu sözlerin, yani sıfatları işlevsiz kılıcı sözlerin aslı Yahudi, Müşrik ve sapık Sabiilerin öğrencilerinden alınmadır”. Çünkü İslam dünyasında bu sözü, yani Allah Subhanehu ve Teala’nın hakikatte Arş üzerinde olmadığını, istivanın istila etmek anlamına geldiğini ilk olarak söyleyen kişi Cahd b. Dirhem’dir ve bu sözleri de ondan Cehm b.Safvan almış, onun fikirlerini açıktan savunmuştur. Bu nedenle Cehmiyye’nin görüşleri ona nispet edilmiştir. Ehl-i Sünnet alimlerinden istiva istiladır diye hiç kimseden rivayet etmemiştir. İstivaya istila diyenlerin önderleri Cahd b. Dirhem ve Cehm b. Safvan’dır. Allah azze ve celle’ye hamd, Rasulullah sallahu aleyhi ve sellem’e, O’nun ailesine ve ashabına salat ve selam olsun.
A.Kadir Gören


Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.