الحمدالله رب العالمين و الصلاةو السلام على اشرف الانبياء والمرسلين اما بعد
Hamd alemlerin Rabbi Allah’a, salat ve selam gönderilmiş bütün nebilere olsun. Bundan sonra;
Ehl-i sünnet vel cemaat, Allah azze ve celle’nin bir zatı olduğuna, sıfatları, isimleri olduğuna ve fiili sıfatları olduğuna ve selbi sıfatları olduğuna iman eder. Allah azze celle’nin isimleri ve sıfatlarını alırken felsefeci ve kelamcıların metoduyla almazlar. Çünkü kelamcılar sıfatların çoğunu tahrif, ta’til etmiş ve sıfatları yedi sıfatla sınırlandırmışlardır. Ve zati ve subuti diye ayırmışlardır. Bu da sapkın bir görüştür ve bu usulle sıfatların çoğunu inkar etmişlerdir. Allah’ın sıfatlarını zati ve subuti şeklinde ayırmalarının sınırlandırmaları sebebi ise; sıfatları inkar etmelerinden kaynaklanır. Ehli sünnette Allah azze ve celle’nin İsimleri Allah’ın zatına tabidir. Kelamcıların ve felsefecilerin Allah azze ve celle’nin isimlerinin ne aynıdır ne ğayrısıdır demeleri sapık bir görüştür. Allah azze ve celle’nin isimleri zatına tabidir. İlim ehlinin iki görüşü vardır. Birinci görüş isimleri zatının aynısıdır. İkinci görüş Allah azze ve celle’nin isimleri zatına tabidir.
Allah azze ve celle “Zat” nispeti kur’an ve sünnet’de Buhari’nin sahihin de bulunan bu hadis’den başka sarih delil yoktur. Hubeyb el-Ensari radıyallahu anh idam edileceği zaman şu beyiti okumuştur: “Benim vücudum ilah olan zatın yolunda olduktan sonra” demiştir, ve bu da Cebrail aleyhisselam tarafından Nebi Sallallahu aleyhi ve sellem’e bildirilmiştir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem olumsuz herhangi bir şey söylememiştir. İmam Buhari rahimehullah sahihin’de bab başlığı atmıştır, Allah’a zat nispetinde bulunmuştur. Ehl-i sünnet Allah azze ve celle’nin bir zatı’nın olduğuna iman eder. O’nun zatı kimsenin zatına benzemez. Allah azze ve celle’nin zatı, yarattığı mekanın içinde değildir ve yarattığı mekana bitişik de değildir. Ahmet bin Hanbel rahimehullah der ki; Allah azze ve celle bain’dir. (yarattığı şeyden ayrıdır). Allah azze ve celle’nin, zatı, sıfatları ve isimleri hakkında ehl-i sünnetin usulü ile hareket etmek gerekir. Aksi takdirde Allah azze ve celle’yi hakkıyla takdir edememiş oluruz.
İmam Şafi’i rahimehullah der ki: Allah’u Tebareke ve Te’ala’nın isimleri ve sıfatları vardır. Bunlar kitabında zikredilmiş ve Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bunları ümmetine haber vermiştir. Allah’u Te’ala’nın kullarından kendisine hüccet ikame edilmiş bir kimsenin buna aykırı bir kanaate sahip olması mümkün değildir. Çünkü Kur’an-ı Kerim bunları bildirmiş, ayrıca adaletli şahısların Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiklerine göre bu husus Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den sahih olarak gelmiştir. Artık bir kimse bu hususlara dair hüccet kendisine sabit olduktan sonra buna aykırı bir kanaate sahip olursa o kimse Allah azze ve celle’yi inkar etmiş bir kafir olur.” (Sahih Eser)
İmam Ahmed rahimehullah şöyle demiştir: “Allah’ın kendini nitelendirdiği şeylerle siz de Allah’ı nitelendirin. Yine kendi hakkında reddettiği her şeyi siz de O’nun hakkında reddedin.” (Sahih Eser)
Buhari rahimehullah sahihinde Zat, Sıfatlar ve Allah’ın isimleri hakkında zikredilen babı 14; Ebu Hureyre şöyle demiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem (kendisinden dini öğretecek kimseler gönderilmesinin istenilmesi üzerine) aralarında Hubeyb el-Ensari radıyallahu anh’ın da bulunduğu on kişi gönderdi. Ubeydullah b. Iyad’ın nakline göre el-Haris’in kızı olayın devamını şöyle anlatmıştır: O kabileler Hubeyb’i öldürmek üzere ittifak ettiklerinde Hubeyb (kıllarını temizlemek için) bu kızdan bir ustura emanet alıp, kullanmıştı. Onlar Hubeyb’i öldürmek üzere Harem’den çıktıklarında Hubeyb şu beyitleri söylemiştir:
Aldırmam Müslüman olarak öldürülürsem eğer, Hangi yana olmuş Allah için düşüşüm! Önemi ne? İlah olan Zatın yolundadır çünkü bu. Allah isterse eğer, Bereket bahşeder parçalanmış cesedin her eklemine!
Akabinde İbnü’l-Haris (Ten’im mevkiinde) öldürmüştür. “Nebi sallallahu aleyhi ve sellem onların musibete uğradıkları gün sahabelerine onların haberlerini bildirmiştir.” (Buhari, 7402; Sahih)
“Zat, Sıfatlar ve Allah’ın İsimleri.” Yani Allah hakkında tıpkı isimlerinde olduğu gibi “zat” ve “sıfatlarının” kullanılmasının caizliğidir. İmam Buhari rahimehullah’ın maksadı Allah azze ve celle’ye “zat” demenin caiz olduğunu vurgulamaktır.
Allah Te’ala sıfatları hakkında ayetlerde şöyle buyuruyor: “Kötü sıfatlar, ahirete iman etmeyenler içindir. En yüce sıfatlar ise Allah’ındır.” (Nahl/60)
“Göklerde ve yerde en yüce sıfatlar O’nundur.” (Rum/27)
Buhari’den gelen bir rivayette; İbn Abbas radıyallahu anh’ın nakline göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ediyordu: “Allah’ım senin izzetine sığınırım, sen o kudret sahibisin ki senden başka hiç bir hak ilah yoktur ve sen ebedi hayat sahibisin. Halbuki cinler ve insanlar ölürler.” (Buhari, 7383; Sahih) Nebi sallallahu aleyhi ve sellem dua etiği zaman Allah Te’ala‘nın sıfatlarıyla dua ederdi bu hadis de izzet sıfatıyla dua etmiştir.
Ehl-i sünnet ve’l cemaat, Allah azze ve celle’nin kendinde nispet ettiği sıfatları ispat eder. Bu sıfatları tahrife, ta’tile, tevkife ve temsile gitmez. Allah azze ve celle kendisini neyle vasfetmişse onunla ispat eder. Kelimeleri yerinden değiştirmez ve ta’til edip işlevsiz kılmaz. Sıfatların keyfiyetini araştırmaz, sıfatları örneklendirmez. Ehl-i sünnetin kaidelerinden birisi de Allah azze ve celle’nin her ismi bir sıfat içerir ama sıfatları isim içermez.
Temel kaide: Allah’ın sıfatları hakkında söylenenler, zatı hakkında söylenenlerin aynı olmalıdır, bu bir kuraldır. Çünkü nasıl ki O’nun zatı konusunda eşi ve benzeri yoksa, sıfatları ve fiilleri konusunda da bir benzeri yoktur. Zatlara benzemeyen gerçek bir zatı olunca, zatı da diğer sıfatlara benzemeyen gerçek sıfatlarla muttasıftır. İsim benzerliği müsamma benzerliğini gerektirmez.
Ehl-i sünnet vel cemaat, Allah azze ve celle’nin fiili sıfatlarına da iman eder. Allah azze ve celle’nin arşa istiva etmesi fiili bir sıfattır. Sıfatlar kendi içinde fiili sıfat barındırır bu Allah azze ve celle’nin kitabında Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinde sabittir.
Buhari ve İbn Mace’den gelen bir rivayette; Ebu’d Derda radıyallahu anh’dan rivayete göre, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem; Rahman suresi 29. Ayette; “O Allah her zaman ve her an ayrı bir işi yaratmakta ve devam ettirmektedir.” ayeti hakkında şöyle buyurdu: “Bir günahı bağışlaması, bir üzüntü ve sıkıntıyı gidermesi, bir toplumu yüceltmesi ve bir toplumu alçaltması onun yaratıp devam ettirdiği işlerdendir.” (İbn Mace, 202; Buhari, muallak; Hasen)
Allah subhanehu ve Te’ala isimleri hakkında şöyle buyurmaktadır; “En güzel isimler Allah’ındır. O halde ona o güzel isimlerle dua edin.” (Araf/180)
“Deki: İster Allah diye (dua edip) çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın. Esasen en güzel isimler O’nundur.” (İsra/110)
“En güzel isimler (Esma-ül Hüsna) O’nundur.” (Taha/8)
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem Allah Te’ala‘nın rivayet edilen doksan dokuz yani yüzden bir eksik ismi vardır her kim ihsa (isimlerin lafızlarını ezberlemek, manalarını anlamak ve onların gereğince Allah Te’ala ya ibadet) ederse cennete girer demiştir.
Buhari’den gelen bir rivayette; Ebu Hureyre radıyallahu anh’ın nakline göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem “Allah’ın yüzden bir eksik olarak doksan dokuz ismi vardır. Bu isimleri her kim sayarsa cennete girer.” buyurmuştur.” (Buhari, 7392; Sahih)
Nebi sallallahu aleyhi ve sellem bu doksan dokuz ismi saydığı sahih bir hadis yoktur. Bu konuda rivayet edilen hadis ise zayıftır. İlim ehli Allah azze ve celle’nin kitabından Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinden bu isimleri tespit etmişlerdir. İsimler, sfatlar tevkıfidir, nass ile bilinir.
Ehl-i sünnet vel cemaat Allah azze ve celle’nin kendi kitabında, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sahih sünnetinde hangi isimle isimlendirilmişse o isimleri ispat eder ve ilhada sapmaz. Ehl-i sünnetin kaidelerinden birisi de; Allah azze ve celle’nin her ismi bir sıfat ve bir de fiili sıfat içerir. Allah’u Te’ala’nın isim ve sıfatlarına iman etmenin müslüman üzerinde büyük etkileri vardır. Müslüman Allah’u Te’ala’nın isim ve sıfatlarını bilip tanıdığı zaman, bu onun Rabbi ve ma’budu hakkında daha fazla ilim sahibi olmasını sağlar. Böylelikle O’na bu güzel isimlerle dua eder. Bu isimlerin anlamları ve ifade ettikleri mükemmellik ve yücelik sıfatları üzerinde düşünür ve bunlarla Allah’a ibadet eder. Ayrıca bu isimler müslümanın gidişatına ve hayatının tümüne etki ederek yön verir.
İspat (Olumlu Sıfatlar) Hakkındaki Yolu: Allah’ın kendisi için kitabında ya da Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’in dilinde O’nun hakkında bildirmiş olduğu sıfatları, ne herhangi bir tahrif ve ta’tile, ne de herhangi bir tekyif ve temsile kaçmaksızın olduğu gibi saptayarak kabul etmektir.
Nefy (Olumsuz Sıfatlar) Hakkındaki Yolu: Allah azze ve celle’nin kendisi için kitabında veya Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’in dilinde O’nun hakkında reddettiği sıfatları kabul etmemek ve Allah’ın, bunların karşıtı olan en mükemmel sıfatlarla niteliği olduğuna inanmaktır. Ehl-i sünnet Allah azze ve celle’nin selbi sıfatları Allah’ın kitabında, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinde olumsuz sıfatları nasıl O’nun hakkında olumsuz sıfatları etmişse öyle reddederiz.
Allah’ın sıfatlarından bazıları kabul edilirken bazıları da inkar edilmektedir. Allah’ın herşeyi bilmesi, her şeye gücü yetmesi, her şeyi duyması ve görmesi’nin belirtilmesi kabul (isbat), Kendisine ne uyuklama, ne de uyku tutar gibi sözler de nefiy (red)dir. Şurası bilinmeli ki, isbat içermedikçe nefyedilenlerde övgü ve üstünlük yoktur. Çünkü sırf nefiy, sırf yokluktur. Sırf yoklukta birşey yok ki, övgü ve üstünlük söz konusu olsun.
Allah’ın sıfatları hakkında selefin görüşü:
“Sıfatlar konusundaki tevhide gelince, bu konuda takip edilmesi gereken esas, Allah’ın bizzat kendisi ve Rasulleri’nin gerek ispat ve gerekse nefyetme açısından vasıflandırdıkları şeylerle vasıflandırılmasıdır. Kendisinin, kendisi hakkında isbat ettiğinin kabul edilmesi ve nefyettiğinin de reddedilmesidir.
Şu bir vakıadır ki, ümmetin selefi ve imamları, O’nu başka şeye benzetmekten kaçınarak ve tahrifle ta’tile sapmadan Allah’ın kendisi için ispat ettiği sıfatları olduğu gibi kabul etmişler, kendisi hakkında nefyettiği şeyleri de, ne isimlerini, ne de ayetlerini inkara sapmadan reddetmişlerdir. Çünkü Allah Te’ala isim ve ayetleri hakkında küfre sapanları kınayarak şöyle buyurmaktadır: “En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na onlarla dua edin ve O’nun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın; onlar yaptıklarının cezasını çekeceklerdir.” (Araf/180) Yine şöyle buyurmaktadır: “Ayetlerimiz hususunda doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O halde ateşin içine atılan mı daha iyidir, yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Dilediğinizi yapın. O yaptıklarınızı görmektedir.” (Fussilet/40)
Onların yolu, isim ve sıfatları kabul etmek, fakat bu konularda yaratılmışlara benzerliği reddetmektir. Bu teşbihi bulunmayan, bir isbat ve ta’tili (işlevsiz kılmak) bulunmayan bir tenzihtir. Allah Te’ala’nın buyurduğu gibi: “O’na benzer hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir.” (Şura/11)
“O’na benzer hiçbir şey yoktur sözünde teşbih ve benzerliği “O işitendir, görendir” sözüyle de ilhad ve ta’tili (tahrif ve işlevsiz) reddetme vardır.
Allah Subhanehu ve Te’ala, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’i mufassal (tavsilatlı şekilde ayrıntılarıyla) bir isbat ve mücmel (kısa ve öz ) bir nefiyle göndermiştir. Böylece Allah’ın sıfatları ayrıntılı bir şekilde isbat edilmiş, benzetme ve benzerlik gibi şanına yakışmayan şeyleri de nefyetmişlerdir. Nitekim Allah Te’ala şöyle buyurmaktadır: “O’na ibadet et ve O’na ibedette sabret. Hiç O’nun adıyla anılan birini biliyor musun?” (Meryem/65) Dil bilginleri, “O’nun adıyla anılan birini biliyor musun? sözünün O’nun adıyla anılmaya layık olan bir benzerini biliyor musun? anlamında olduğunu söylerler, İbn Abbas radıyallahu anh’dan yapılan rivayet de bu anlamdadır. İbn Abbas, sözkonusu rivayette: O’na benzer ve denk birini biliyor musun? demektedir.” (Mecmuu’l-Fetava) Allah Azze ve Celle’ye hamd, Rasulullah sallahu aleyhi ve sellem’e, O’nun ailesine ve ashabına salat ve selam olsun.
A.Kadir Gören

Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.