Emrulevvel

"…فَاعْلَمْ أَنَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ" İlk Emir الأ مر ألأول Emrul Evvel

Hamd alemlerin rabbi Allah’a,salat ve selam gönderilmiş bütün nebilere olsun.Sözün en güzeli Allah’ın kitabı , hidayetin en güzeli Muhammed’sallallahu aleyhi ve sellem‘in hidayeti , işlerin en kötüsü sonradan ortaya çıkanlardır . Size vaat edilen mutlaka gelecektir . Siz bunu önleyemezsiniz.Bundan sonra;
Nesh hakkındaki görüşler insanlar nesh konusunda dört kısımdır:

1- Yahudiler: Bunlar, neshi kabul etmezler. Çünkü bu, onların zannınca bedâdır.Bedâ, gizli bir şeyin sonradan ortaya çıkmasıdır. Onlar bununla şunu kasdediyorlar: Nesh, ya herhangi bir hikmeti bulunmaksızın olur -ki, bu Allah hakkında muhal olan abes bir şeydir- ya da evvelce zahir olmayıp sonradan zahir olmuş bir hikmetten dolayı olur ki, bu da bedâı ve daha önce bilmemezliği gerektirir. Bu da Allah hakkında muhaldir.Onların bu istidlali fâsiddir. Çünkü nâsıh ve mensûhtan her birinin hikmeti önceden Allah tarafından bilinmektedir. Bunların hikmetini yeni öğrenmiş değildir. Yüce ve ülu olan Allah, hikmeti ve hükmündeki mutlak tasarrufu gereği, önceden kendisince bilinen bir faydadan dolayı kullarını bir hükümden başka bir hükme nakleder.
2-Rafiziler: Bunlar, neshi kabulde aşırı gidip bu konuda yayılmışlardır. Allah hakkında bedâı caiz görmüşlerdir. Bunlar, bukonuda yahudilerin tam zıttıdır. Ali’radiyallahu anh ya nisbet ettikleri yalan ve uydurma sözlerle ve bir de Yüce Allah’ Allahdilediğini siler, (dilediğini de) sabit bırakır.” (Ra’d/39) sözüyle buna delil getirmişlerdir. Bu ayeti; Allah için, önce yokken, sonradan, silme ve yerinde bırakma fikri doğar, peyda olur, anlamında yorumlamışlardır. Bu, sapıklıkta aşın gitmek ve Kur’an’ı tahrif etmektir. Çünkü âyetin mânâsı: Allah, neshedilmesini doğru bulduğunu neshedip, onun yerine, konulmasında fayda gördüğü şeyi koyar veya yerinde bırakır, demektir.

Ebu Müslim el-Esfehâni: Bu zât, aklen neshi caiz görüp, şer’an vukuunu kabul etmez. Şu âyetle delil getirerek, onun,özellikle Kur’an’da neshi kabul etmediği söylenir:Bu zât, Muhammed İbni Bahr’dır. Ebu Müslim el-İsfehânî diye meşhur olmuştur. Mutezile mezhebindendir. Müfessirlerin büyüklerindendir. En önemli kitabı, tefsir hakkındaki: “Câmiu’t-Te’vîl’dir. Hicrî322 yılında ölmüştür.”Ona, önünden de ardından da bâtıl gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah’tan indirilmiştir.” (Fussıîet /42)
Esfehanî, bu âyeti, Kur’an’ın hükümleri ebediyyen ibtal edilmez, anlamında yorumlamıştır. O böylece, nesh âyetlerini tahsise yormaktadır.

4-Alimlerin çoğunluğu (Cumhûr-i Ulemâ): Neshin aklen caiz olup, şer’an vuku bulduğunu, şu delillerden dolayı kabul etmişlerdir:I- Çünkü Allah’ın fiilleri, ağrâz ile muallel değildir. O, bir vakitte bir şeyi emreder, başka bir vakitte onu yasaklayıp nesh eder. O, kullar için faydalı olanları en iyi bilendir. Çünkü Kitab ve Sünnet’in nasları, neshin cevaz ve vukuuna delalet etmektedir Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmuştur: ‘Biz, bir âyetin yerine başka bir âyeti getirdiğimiz zaman…” (Nahl/101)
İbn Abbâs’radiyallahu anh’dan şöyle dediği nakledilmiştir:”Ömer’radiyallahu anh dedi ki: Bizim en güzel Kur’an okuyanımız, Übeyy İbn Ka’b; en iyi hüküm verenimiz Ali İbn Ebî Tâlib’dir. Yine de biz, Übeyy’in sözüne itibar etmeyiz. Çünkü o, ‘Allah Resulu’nden sallallâhu aleyhi ve sellem işittiğim bütün âyetleri hafızamda tutuyorum.’ iddiasını ileri sürdürmektedir. Halbuki Allah Teala şöyle buyurmuştur: Biz, bir ayetin hükmünü nesheder (yürürlükten kaldırır) veya onu ertelersek (unutturursak) mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz.”(Buhari.4481 Sahih )
“Allah Teala şöyle buyurmuştur.” Bu ifade Ömer’radiyallahu anh tarafından söylenmiştir. O, bu ayeti delil olarak ileri sürerek, Übeyy İbn Ka’b’a itiraz etmiştir. Bu ayeti kerime ile Übeyy’in nesih haberi kendisine ulaşmadığı için muhtemelen tilaveti neshedilmiş âyetleri okuduğuna işaret etmiştir. Ömer’radiyallahu anh bu âyeti göstererek, onun böyle yapmış olabileceğine delil getirmiştir.
İbn Ebî Hatim, bir başka tarikten Saîd İbn Cübeyr vasıtasıyla İbn Abbas’radiyallahu anh’ın şöyle dediğini nakletmiştir: Ömer’radiyallahu anh bize hitab ederek şöyle dedi: “Allah Teâlâ, ‘Biz, bir âyetin hükmünü nesheder (yürürlükten kaldırır), veya nes’ edersek…’ buyuruyor. ‘Nes’ edersek demek, ‘ertelersek’ anlamına gelir.”İbn Hacer
“Biz, bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. Bilmez misin ki Allah her şeye kadirdir.”(Bakara/ 106)

biz bir âyeti neshedersek’ buyruğunun tefsiri hakkında İbn EbîTalha, İbn Abbas ‘radıyallahu anh-‘dan şöyle nakleder: “Biz bir âyeti başkasıyla değiştirirsek…” İbn Cüreyc, Mücahid’den şöyle nakleder: Biz bir âyeti silersek… İbn Ebi Necih de Mücahid’den şöyle nakleder: Yazısını olduğu gibi bırakıp hükmünü değiştirirsek… Mücahid bu tefsiri İbn Mes’ud’un arkadaşlarından da nakletmiştir. İbn Ebî Hatim; Ebû Aliye ve Muhammed b. Ka’b el-Kurazî’den de buna benzer tefsirlerin rivayet edildiğini söylemiştir.Sahih Eser
Dahhak ise bunu, “biz sana hangi âyeti unutturursak” diye tefsir etmiştir. Ata: Kur’an’dan neyi atarsak, diye tefsir etmiş, İbn Ebi Hatim bunu “Yani atıp Muhammed’sallallahu aleyhi ve sellem’e nazil etmezsek” diye açıklamıştır.Sahih Eser.

Nense’ha” şeklinde nunu fethalı ve sin’den sonrasını hemzeli okuyanlara göre mânâsı “ertelersek”tir. Ali b. Ebî Talha, Ibn Abbas -radıyallâhu anh-‘ın bu âyeti şöyle tefsir ettiğini rivayet etmiştir. “Onu başka bir âyetle değiştirirsek veya değiştirmeden olduğu gibi bırakırsak.” demiştir. Mücahid de İbn Mes’ud -radıyallâhu anh-‘ın arkadaşlarından: yani yazısını bırakıp hükmünü değiştirirsek…” dediklerini rivayet etmiştir. Ubeyd b. Umeyr, Mücahid ve Ata’dan: Yani, erteler ve geciktirirsek, dedikleri rivayet edilmiştir. Atiyye el-Avfî de: Erteleyip neshetmez-sek, diye tefsir etmiştir. Süddî ve Rebî’ de böyle demişlerdir. Dahhak: Ertelersek, yani nasihi mensuhtan sonraya bırakırsak, demiş; Ebû Aliye, âyeti “Katımızda tutup inişini ertelersek” diye tefsir etmiştir. İbn Ebî Hatim de İbn Abbas -radıyallâhu anh-‘dan şöyle nakletmiştir: Ömer -radıyallâhu anh- bize hutbe okudu ve hutbesinde şöyle dedi: Allah’azze ve celle buyuruyor ki: “Biz hangi âyeti nesheder veya ertelersek…” (yani “nense’hâ”yı ertelemek ile tefsir etti).

Usul âlimleri neshi farklı farklı tarif etmişlerdir. Fakat bu çok önemli değildir. Çünkü şer’i neshin manası alimlerce malumdur. Birisi neshi; hükmün daha sonra gelen başka bir hüküm sebebiyle kaldırılmasıdır, diye özetlemiştir. Böylece bu tarifin kapsamına kolaydan zora doğru nesh, zordan kolaya doğru nesh, yerine başka bir hüküm konmaksızın sadece kaldırmak suretiyle yapılan nesh türlerinin hepsi girmiştir. Neshin hükümleri, çeşitleri ve şartları ise Usul-i Fıkıh kitaplarında genişçe açıklanır.İbn Kesir

“Biz bir ayeti diğer bir ayetin yerine getirip, değiştirdiğimizde -Allah neyi indireceğini en iyi bilen olduğu halde-: ‘Sen ancak bir iftiracısın dediler. Hayır, onların çoğu bilmezler.”(Nahl/ 101)
Allah, müşriklerin akıllarının ne kadar kıt, sebat ve yakinlerinin ne kadar az olduğunu, bedbahtlıkları yazılmış olduğu halde iman etmelerinin tasavvur olunamayacağını haber vermektedir. Çünkü onlar nesh eden hükümlerle, nesh edilmiş hükümlerin değiştirildiğini gördükleri vakit, Allah’ın Rasulune -sallallâhu aleyhi ve sellem-: “Sen ancak bir iftiracısın” yani yalancısın, derler. Oysa aziz ve celil olan Rabbimiz dilediğini yapar, istediği hükmü koyar. Mücâhid: “Biz bir ayeti diğer bir ayetin yerine getirip, değiştirdiğimizde” buyruğunu; yani onu kaldırıp, yerine bir başkasını koyduğumuzda, diye açıklamıştır. Katâde de: Bu yüce Allah’ın: “Biz bir ayeti nesh eder yahut unutturursak…” (Bakara, 106) buyruğu gibidir, demiştir.Sahih Eser.

“Sana okutacağız ve sen unutmayacaksın,”(A’la/ 6)
Allah’azze ve ce lle: Ey Muhammed, “Sana okutacağız ve unutmayacaksın” buyruğu aziz ve celil olan Allah tarafından verilen bir haber ve onun Rasulune yapmış olduğu kendisine asla unutmayacağı bir surette Kur’ân’ı okutup öğreteceğine dair bir vaadidir. “Allah’ın dilediği müstesna.” İbn Cerir’in tercih ettiği anlam budur.

“Allah’ın dilediği müstesna. Şüphe yok ki o açık olanı da bilir, gizli kalanı da.”(A’la/ 7)
Katade dedi ki: Rasulullah’sallallâhu aleyhi ve sellem- Allah’ın dilediği dışında hiçbir şey unutmazdı.Sahih Eser.
Allah’azze ve celle: “Ve unutmayacaksın” buyruğundan maksadın (sakın unutma, anlamında) talep olduğu da söylenmiştir. Böylelikle bunlar istisnayı meydana gelen nesihler hakkında kabul etmişlerdir. Yani bizim sana okutacağımızı Allah’ın kaldırılmasını diledikleri dışında sakın unutma. Kaldırdıklarını unutup, terk etmende senin için bir sakınca yoktur.

“Allah’ın ayetlerine iman etmeyenleri şüphesiz ki Allah hidayete erdirmez. Onlara can yakıcı bir azap da vardır.”(Nahl /104)
“Ancak Allah’ın ayetlerine iman etmeyenler yalan uydurup, düzerler; işte onlar, yalancıların ta kendileridir.”(Nahl /105)
“Kur’ân’dan müminler için bir şifa ve rahmet olanı kısım kısım indiririz. Zalimlerin ise ancak hüsranını arttırır.”(İsra /82)

Katâde yüce Allah’ın: “Kur’ân’dan müminler için bir şifa ve rahmet olanı kısım kısım indiririz” buyruğu hakkında: Mümin Kur’ân’ı dinlediği vakit ondan faydalanır, onu hıfzeder ve iyice beller. “Zalimlerin ise ancak hüsranını arttırır” buyruğu hakkında da: Yani zalimler ondan faydalanmaz, onu hıfzedip anlayıp bellemez. Çünkü yüce Allah bu Kur’ân-ı Kerim’i ancak müminler için bir şifa ve bir rahmet kılmıştır, demektedir.
Allah Azze ve Celle’ye hamd, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e,ehli beytine ,ailesine, ashabına ve güzellikle ona tabi olanlara selam olsun.
A.Kadir GÖREN

Paylaşmak için tıklayın

Bir yanıt yazın

error: Content is protected !!